LÜTFULLAH HALÎMÎ B. EBÎ YÛSUF’UN BAHRU’L-GARÂYİB ADLI ESERİNDE MUAMMA BAHSİ

Selçuk Üniversitesi/Seljuk University
Edebiyat Fakültesi Dergisi/Journal of Faculty of Letters
Yıl/ Year: 2011, Sayı/Number: 25, Sayfa/Page: 109-138
LÜTFULLAH HALÎMÎ B. EBÎ YÛSUF’UN BAHRU’L-GARÂYİB ADLI
ESERİNDE MUAMMA BAHSİ
Yrd. Doç. Dr. Necip Fazıl DURU
Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
nfduru@gmail.com
Özet
15. yüzyılda yaşamış, Fatih Sultan Mehmed ve II. Sultan Bayezid devri
kadılarından, Halîmî mahlasını kullanan Lütfullah b. Yusuf’un hem sözlük, hem de edebiyat
teorisiyle alakalı iki defterden oluşan Bahru’l-Garâyib adlı eseri, muamma konusunda da
önemli bilgiler içermektedir.
Müellif eserinde hem muamma ile ilgili kuramsal yapıyı kurmuş hem onu
örneklemiş, hem de örnek muammanın çözümünü yapmıştır. Eserde yer alan 68
civarındaki muammanın, altısının Türkçe tertip edilmiş olması eserin kıymetini
artırmaktadır. Türk Edebiyatında muamma söyleyen ve çözümleyenler arasında Halîmî’nin
adı anılmamaktadır. Türk edebiyatında Muamma geleneğinin oluşmaya başladığı 15. yüzyıl
içinde Halîmî, bir muamma kuramcısı, söyleyicisi (muamma-gûy) ve çözümleyecisi
(muamma-küşâ) olarak bu edebiyat içinde yerini alacak niteliktedir.
Anahtar Kelimeler: Halîmî, muamma, Türk Edebiyatı, Bahru’l-Garâib, lugaz.
A STUDY ON MUAMMA IN LÜTFULLAH HALÎMÎ B. EBÎ YÛSUF’S
WORK NAMED AS BAHRU’L-GARÂYİB
Abstract
Lütfullah b. Yusuf known with the pseudonym of Halimi was one of the qadis of
Mehmet the Conqueror. He lived in the 15th century and was famous for his Bahru’lGarayib
which is composed of two books on lexicon and literature theory and offers
valuable information about the muamma.
The author in his book analyzed the sample muamma, established the fictional
setting related to the muamma and exemplified it. What makes the book more valuable is
that six of the 68 muammas were written in Turkish. It is one of the shortcoming aspects of
Turkish literature that Halimi is not included in the ones analyzing the muamma. It should
be accepted that Halimi should take place in the 15th century Turkish literature as an
author who writes and analyzes muammas.
Key Words: Halimi, muamma, Turkish Literature, Bahru’l-Garaib, lugaz.
______________________________________________________ 110 Necip Fazıl DURU
GİRİŞ
Muammaya Dair
Eserinin yalnızca muhatabıyla buluşmasını isteyen; bir emek sarf ederek
ürettiğinin, yine emekle anlaşılabilmesini arzu eden sanâtkar, sözünü farklı
biçimlerde örterek söyler. Farklı kaygılarla şifre alfabeleri kullanan, bilmeceli
tarihler, lugazlar tertip eden insanın muamma üretirken de kaygısı başka değildir.
Sanâtkar zekâ, bilgi ve birikimini eserinde saklamak ve sakladığı bu hazinenin
yalnızca erbabı tarafından ortaya çıkarılacağını bilmek ister.
Sözlükte örtmek, körletmek manasına gelen muamma, taǾmiye
kelimesinden türemiş bir ism-i mefǾûldür. Edebiyatta ise, Cenab-ı Hakk’ın
Rahmân, Kahhâr v.s. gibi isimlerinden birini veya daha umumi şekilde herhangi
bir insan ismi, nadiren de olsa imam, emir, paşa, sultan, derviş ve benzerleri gibi
vasıflara dair olan bir tür bilmecelere denir. Cevdet Paşa, kelâm-ı mevzûnda bir
zatın nâmına remz ve îmâ ile delâlet etmekdir. Ol kelâma da muǾammâ denilir,
şeklindeki veciz tarifini yapar. (Çelebioğlu, Öksüz, 1995: 33; A. Cevdet Paşa,
1987: 181)
Ali Ekrem, Fünûn-ı Selâse-i Edebiyye1 adlı eserinin lugaz ve muamma
bahsinde, konuyla alakalı olmak üzere şu bilgileri verir:
“…MuǾammâ ise esâmîye mahsus bilmecedir. İkisi de manzum olur.
Garbda mine’l-kadîm ve elan pek makbûl olan ve envâ’-ı muhtelifesi
birçok mecmûǾada görülüp duran bilmecenin edebiyatda hükm ve
ehemmiyeti tarz-ı beyânın latîf ve câmiǾ olduğu telmîhât ve işârâtın
mâhirâne müretteb olmasından ibarettir. Şarkda da bu oyuncakla
tevaggul edilmiştir. Lâkin Fuzûlî2 , Bâkî, Nef’î gibi büyük şâirlerimiz
luġazlar, muǾammâlar yazmamışlardır. (Bedr-i Dilşâd da, ehl-i
tabîat’ın muammaya ihtimam göstermediğini belirtir (Ceyhan,
1997:II-662); Nâbî, Vehbî gibi ikinci derecede şâirlerimizin bir hayli
bilmeceleri dîvânlarında görülür. Bunların halli bazen âsân ise de
ekser çok müşkildir; hatta bir takımının içinden çıkılamaz. Herhalde
gerek muǾammaların, gerek lugazların halli bugün Avrupada olduğu
gibi ayrıca bir ihtisas mes’elesidir.” (Ali Ekrem, 218-219)
Muamma konusunda ilk eserin Kitâbu’l-MuǾammâ adıyla Halil b. Ahmed’e
ait olduğu belirtilir. (Durmuş, 2005: 321) Arap edebiyatında ortaya çıkmış
olmasına rağmen, en ciddi çalışmalar ve en fazla muamma İran edebiyatında
ortaya konulmuştur. Muamma Türk edebiyatına da İran edebiyatı yoluyla
__________
1 Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan Divan Edebiyatında Muamma adlı eserini hazırlarken, Ali Ekrem’in taslak
hâlindeki bu eserinden istifade etmek maksadıyla, ilgili kısmın 218-221. sayfalarını ödünç almış, daha
sonra bu notlar Prof. Dr. Mehmet Çavuşoğlu’nun Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’ne
bağışlanan eserleri arasından çıkmıştır. Bununla birlikte, A. Nihad Tarlan’ın, Bahru’l-Garayib’ten aldığı
notlardan da, bu makaleyi hazırlarken önemli ölçüde istifade edilmiştir. 2
Ali Ekrem’in, Fuzûlî’nin Mu’amma Risalesi’ni görmediği anlaşılmaktadır. (Kemal Edib, 1949: 61-109)
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 111
girmiştir. Anadolu sahasında ilk muamma söyleyen şair olarak Ahmedî (öl.
815/1411) gösterilir. II. Murad devrinde yaşayan, Muînî b. Mustafa’nın, H. 1436
yılında telif ettiği Mesnevî-i Muradiye adlı eserindeki muamma da ilk muammalar
arasında kabul edilir. (Yavuz, 1998:548)
Muammaların nasıl tertip edileceği ve nasıl çözüleceğine dair ayrıca
muammeyât risaleleri telif edilmiştir. Arapça’da Kutbuddîn en-Nehrevâlî’nin
Kenzü’l-esmâ fî Fenn-i Muammâ’sı ve Tâhir b. Salih el-Cezâîrî’nin Teshîlü’l-Mecâz
fî Fenni’l-Muammâ ve’l-Elgâz’ı; İran edebiyatında Molla Câmî’nin Muammayât-ı
Câmî’si ve Mîr Hüseyn’in Ali Şîr Nevâî adına tertip ettiği Risâle-i Muammâ’sı; Türk
edebiyatında ise Edirneli Emrî’nin Muammayât’ı ve Lâmî’i Çelebi’nin Câm-ı
Cihân-nümâ’sı zikredilebilir. (Çelebioğlu, 1995: 33; Diriöz, 1976: 364) Nadir de
olsa bazı şairler de yazdıkları muǾammaları kendileri, yöntemlerini göstererek
çözmüşlerdir. (Yavuz, 1998:548) Söyleyenlerince çözülmeyen, muhatabınca da
çözülemeyen, zihn-i selîm ve tabǾ-ı müstakîmin kabul etmediği (Taşköprî-zade,
1313:300) muammalar kıyamete değin kapalı bir kutu kalmaya mahkûmdur.
Taşköprî-zâde’nin de belirttiği gibi, muammalarda hassas bir ölçü gözetilmelidir:
“Lakin ikisinde dahi hafâ bir mertebe olmamak gerekdir ki ezhân-ı müstakîme ve
ezvâk-ı selîme andan nefret ü ibâ’ eylemeyeler.” (Taşköprî-zâde, 1313:299)
Muamma yazma ve çözme Arapça, Farsçayı bilmenin yanı sıra ebced,
gerçek ve batıl inançlar, geniş bir klasik edebiyat kültürü, matematik ve benzeri
bilgilere ilaveten keskin bir zekâ da gerektirir. (Saraç, 2007: 289)
Şekil bakımından muammaların ekseriyeti, genellikle beyit hâlinde tertip
edilmelerine rağmen, iki, üç beyitli muammalara da ender olarak tesadüf olunur.
(Ali Ekrem, 221; Arslan, 1999: 728)
Muamma olan isme Han, Emir, Bey, Turhan, Bahadır, Pehlivan, Sultan
gibi unvanların ilavesi muammanın değerini artırmakta; Murtazâ, Müctebâ, Musa,
İsa, Yahya gibi sonu (ى (ile yazılan isimlerin (ا (ile söylenmesi muamma için bir
kusur kabul edilmekte ve muammanın değerini düşürmektedir. (Tarlan, 1936: 27)
Muammanın çözülmesi, dinleyici veya okuyucuya bırakılmış sayılmakla
beraber; muamma tertip edenler işin güçlüğünü göz önünde bulundurarak,
muammaların hangi isimler üzerine tertip edildiğini; muammanın başına
“muamma be-nâm-ı…; …be-ism-i..” ibaresini koymak suretiyle tasrih etmişlerdir.
Bu sarahat olmasa ekser muammaların halli hele bugün bizler için âdeta muhal
olur. (Ali Ekrem, 220; Bilgegil, 1989:272; Arslan, 1999:726)
Muamma maksadıyla söylenilmiş beyitler çözüme muhtaç matematik
problemi gibi görüldüğünden ve muammalar histen ziyade zekâya hitap ettiğinden
(Saraç, 1994:300), beyitlerdeki mana ve şiiriyet genelde göz ardı edilmiştir.
Nevâyî de, muammanın şiir kavramından ayrı tutulması gerektiğini, bunun ayrı bir
alan olduğunu vurgulamaktadır. (Bilkan, 2000: 31) Buna rağmen, Fuzulî ayarında
üstadların muamma yollu şiirleri, hangi dilde yazılmış bulunursa bulunsun, şiir
olarak da değer taşımaktadır. Sırf muamma oldukları için, sanat bakımından
______________________________________________________ 112 Necip Fazıl DURU
ehemmiyetsiz, sayılmaları doğru olmasa gerektir. Teşbih ve mecaz unsurları
açısından zengin malzeme taşıdığı için sanat yününden de dikkate alınması
gerekmektedir. (Çelebioğlu, 1995: 39; Saraç, 2007:292)
Halîmî ve Bahru’l-Garâyib’i
Muamma ile ilgili aktardığımız muhtasar bilgiden sonra, yazıya konu edilen
Bahru’l-Garâyib3
’in müellifi Lütfullah Halîmî bin Ebî Yûsuf hakkında şunlar
nakledilebilir:
İsmi Lütfullâh; babasının adı ise Yûsuf’tur. Ceddi Sivaslı, kendisi
Amasyalıdır. (Müstakim-zade, 2000:247b; Mecdî Mehmed Efendi, 1989:386; B.
Mehmed Tahir, 1333:273; Mehmed Süreyya 1308:241)
Bazı kaynaklarda Acem’den geldiği nakledilir. Diyâr-ı Acem’den gelmiş ve
(Fatih) Mehmed’e şehzadeliğinde muallimlik etmiştir (Müstakim-zade, 2000:247b;
Mecdî, 1989:386; Mehmed Süreyya, 1308:241; Âlî, 1994:176)
Fatih Mehmed’e, şehzadeliğinde muallimlik yaptığı bilgisi doğru kabul
edilirse, XV. asrın başında doğmuş olabileceği tahmin edilebilir.
Fatih Sultan Mehmed (1432-1481) ve Sultan II. Bayezid (1447-1512) devri
kadıları arasında sayılır. Ulema ve sanatkârlara gösterdiği büyük yakınlıkla
tanınan, kendisi de divan sahibi bir şair olan vezir Mahmud Paşa (Adnî) (öl.
879/1474)’nın (İpekten, 1988: 11) himayesini görmüştür. (Müstakim-zade,
2000:247b; Mecdî, 1989:386; Âşık Çelebi, 1994:312; Kınalı-zade Hasan Çelebi,
1989:302; Mehmed Süreyya, 1308:241)
Halîmî’nin mühim eseri, 850/1446 tarihinde telif ettiği, üç kısımdan oluşan
Bahru’l-Garâyib4
’dir. Defterin ilk kısmında, Anadoluda yazılmış manzum FarsçaTürkçe
sözlüklerin ikincisi olan lügat yer almaktadır. Halîm, Farsçayı en iyi bilen
lügat sahiplerinden kabul edilmektedir. Osmanlı Müellifleri’nde eserde 5286
kelime mevcut olduğu belirtilse de, yapılan çalışma ile 2930 civarında kelimenin
nazmedildiği ortaya konulmuştur. Eserin ikinci kısmında çeşitli fevâid ve edebî
sanatlar; üçüncü kısmında ise arûz ve gramer yer almaktadır. (Müstakim-zâde,
1989:1989; Mecdî, 1989:386; Âşık Çelebi, 1994:312; Kınalı-zâde, 1989:302; B.
Mehmed Tahir, 1333:273; Mehmed Süreyya, 1308:241; Âlî, 1994:176; Öz,
1996:124; Şükün, 1984:III)
Tezkirelerde, eserin Lügat-i Halîmî olarak da bilindiği nakledilmektedir (Âşık
Çelebi, 1994:312; Kınalı-zade, 1989:302, Âlî, 1994:176) fakat Lügat-i Halîmî’inin
__________
3 Bahru’l-Garâyib, Bayezid Kütüphanesi, 6920/1, 175x110 mm, 130x70 mm., 155 yk., 25 satır, talik,
müstensih: Muhammed b. Hacı Yakub, istinsah tarihi: 948 H., 148b-155a arası. 4 Eserle alakalı iki tez hazırlanmıştır: E. Charles Faroe, Lütfullah Halimi’nin Bahru’l-Garaib’i,
Yayımlanmamış YLT, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1991, 373s.; Adem Uzun, Lugat-ı
Halimi, Yayımlanmamış DT, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005, 349s.
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 113
mensur Farsça-Türkçe bir sözlük, aynı zamanda Bahru’l-Garâyib’in ikinci ve
üçüncü kısımlarının şerhi olduğu (Öz, 1996: 133) tespit edilmiştir.
882/1477’de Fatih’e takdim ettiği Arapça Kasîde-i Tâiyye’sini yine kendisi
şerh etmiştir. Bu eserinde, şahsi sergüzeştinden önemli bir kısmını nakleder (B.
Mehmed Tahir, 1333:273). Halîmî’nin tıpla alakalı Kâsımiyye adında bir eseri
daha olduğu belirtilir (B. Mehmed Tahir, 1333:273)
Döneminde, ferâiz (miras hukuku) ilminde de yetkin ve itibar edilen bir isim
olarak gösterilmiştir. Konuyla alakalı olmak üzere Ferâiz-i Halîmî’yi tertip etmiş ve
onu şerh etmiştir. Bazı biyografik eserlerde bu eserin üstüne hatt-ı destiyle yazdığı
beyit yer almaktadır (Kınalı-zade, 1989:302; B. Mehmed Tahir, 1333: 273).
Mehmed Mecdî, ferâize dair eserin diğer Halîmî-i Kastomonî’ye ait olduğu
görüşündedir (Mecdî, 1989:386)
Türk Edebiyatı tarihinde Halîmî mahlasını kullanan altı şair bulunması
(Tuman, 221-222), şairlere ait bilgilerin bir kısmının karıştırılmasına yol açmıştır.
Mehmed Mecdî, bilgi karışıklığının önüne geçmek için, başka Halîmîler olduğuna
dikkat çeker: “Ve bunun memdūhı Sultān Mehemmed merhūmdur ve dahi diyār-ı
ǾAcem’den gelmişdür. Ol bir Halīmi-i Kastamonī’dür. Sultān Selīm devletinde
vefāt itmişdür. Bunlar biribirünün gayrı oldıgı zāhirdür.” (Mecdî, 1989:386)
Belirtilen eserlerin dışında, Gülşen-i Zîbâ, Mir’atü’t-Tâ’ibîn, Muhtasaru’l-
İşkâl ve Şerh-i Muhtasaru’l-İşkâl, Hâşiyetü’l-Halîmî Ǿale’l-Hayâlî, Musarrahatü’lEsmâǾ
Halîmî’nin diğer eserleridir. (Öz, 1996:126)
Halîmî’nin lügatçiliği ve şârihliği belirgin bir şekilde ortadadır. Şairliği ile
öne çıkmış bir kişi değildir. Fakat tertip ettiği muammalar kendisine ait olsa
gerektir, çünkü bir tanesinde (48. muamma), Halîmî mahlası vardır. Âşık
Çelebî’nin, “…amma nazmı meşhūr ve şiǾri mezkûr değildür.” (Âşık Çelebi,
1994:312) tespiti, Âlî’nin söylediklerinden sonra şüpheyle karşılanmalıdır. Çelebi,
Halîmî’nin şiirlerinin bir kısmını gördüğünü ve beğendiğini belirtmektedir:
“…Bu hakīr külliyātını gördüm. Otuz mikdarı resā’il u kasāid-i
masnūǾasını mütālaǾa itdüm. El-hak dikkat-i kalb ve tabǾ-ı nāzügine
āferin ve mahāret-i zihn-i mūşikāfına sad-tahsîn ki merhūm Selmān-ı
Sāvecī’nün kasīde-i müşkilesine karîb tahayyülāt-ı matbūǾası vardur.
Ve bi’l-cümle ekser-i eşǾārı tahsīne sezāvārdur.” (Âlî, 1994:176)
Halîmî’nin vefat tarihi olarak Kâtip Çelebi’nin verdiği 900/1495 tarihi,
müellifin 902/1496 yılında telif ettiği bir eseri bilindiğinden doğru değildir. (Öz,
1996: 125). Sicill-i Osmânî’deki 922/1516 tarihi ise (Mehmed Süreyya,
1308:241), Osmanlı Müellifleri’nde, Yavuz Selim’in hocası diğer Halîmî’ye ait
gösterilmektedir (B. Mehmed Tahir, 1333:273) ki doğrusu bu olsa gerektir.
______________________________________________________ 114 Necip Fazıl DURU
Bahru’l-Garâyib’de Yer Alan Muammaların Değerlendirilmesi
Türk edebiyatında muamma ile alakalı olarak yapılmış çalışmalarda,
muammanın bizdeki başlangıç tarihi, en erken XV. yüzyıla götürülür ve ilk
muamma söyleyenler (muamma-gûy) arasında Ahmedî, Muîn b. Mustafa, Ali Şîr
Nevaî ve Gaybî anılır. Bu isimlere, kuvvetle XV. yüzyılın başında doğduğunu
düşündüğümüz Halîmî’nin de dâhil edilmesi gerekmektedir.
Müellifin, kısmen tercüme görüntüsü veren Bahru’l-Garâyib’inde yer alan
yaklaşık 68 muammanın 62 tanesi Farsça, altı tanesi Türkçedir ve muhtemelen
Halîmî’nin kendisine aittir. Bilhassa Türkîce söylenilmiş, 8, 11, 17, 37, 38, 64.
beyitler ciddi manada önem taşımaktadır ve Türkçe ilk muammalar arasında
zikredilmelidir.
Eser birçok sebeple mühimdir, lakin bilhassa hem muammaların bulunması
hem de bu muammaların müellif tarafından çözümü eserin ehemmiyetini daha da
artırmaktadır.
Halîmî, eserinin muamma bahsinde önce kısa kısa kuramsal alt yapıyı
oluşturmakta ve daha sonra, konuya uygun bir muamma vermekte ve sonra onu
çözümlemektedir. Halîmî en zor olanı başarmıştır. Çünkü genellikle şairler
muamma söylemekle yetinmişler, çözümü noktasında yalnızca muammanın
başına, beytin içinde saklı olan ismi koymuşlardır.
Halîmî’nin muammaları yaşadığı döneme tanıklık etme niteliğine de
sahiptir. Klasik dönem şairlerinin, aynı dönemi idrak ettikleri sultanlara söyledikleri
medhiyeler hangi ölçüde kıymet ifade ediyorsa, Halîmî’nin dönemlerinde yaşadığı
Fatih Sultan Muhammed ve Sultan II. Bayezid namına tertip ettiği ve çözümlediği
muammalar aynı kıymeti haizdir. Eserde, Sultan Bayezid adına dört muamma (1,
39, 40, 53.) ve Sultan Muhammed adına, birisi Muhammmed Han olarak, iki
muamma (9 ve 10.) yer alır.
Muammaların ekseriyeti beyit olarak, iki tanesi (12. ve 50.) kıta nazım
şekliyle söylenmiştir.
Muamma kuramı ile ilgili eserlerde han, emir vb. isme yapılan ilavelerin
muammanın kıymetini artıracağı zikredilmektedir. Halîmî’nin muammaları bu
yönüyle de sıradan değildir. Sultanlar için söylenmiş muammaların dışında, Ali
Beg (11), Şeh Velî (15), Taci Beg (34), Hacı İbrahim (41), Muhammed Paşa (44),
Seydi Ahmed (52), Seydi Hasan (55) muammalarında tertibi zorlaştıran, fakat
kıymeti artıran Beg, Şeh, Hacı, Paşa, Seydi gibi unvan ve lakaplara yer vermiştir.
Başka şairlerce tertip edilen muammalar bazen birden çok ismi
barındırabilmektedir. Halîmî’de de bu tür muammalar yer alır. 30. muammada,
Celîl/Halîl/Delîl; 52. muammada da, Mevlânâ ve Seydî Ahmed adlarını saklamıştır.
Okuyucunun işini kolaylaştırmak maksadıyla, muamma-gûlar,
bilmecelerinin başına şiirde saklı olan ismin adını bir şekilde kaydederler. Halîmî,
…isminde; …adında demek suretiyle bu kurala riayet etmiş, fakat muammaların
bir kısmında her nedense bazı beyitlerin başına isimler yazılmamıştır.
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 115
Unutulduğunu düşünerek, parantez içinde, beyitlerde saklı isimleri baş tarafa
koymak suretiyle bu noksanı tamamladık.
Baĥrul-Garāyib’deki MuǾammā Bahsi
(148b) MuǾammā ĥaķīķat-i aśliyyede ol addur ki taǾmiye olınup
gizlenmişdür şiǾr içinde ve ol şiǾre daħi muǾammā dirler. Mecāz-ı mürsel
ŧarīķasınca ekŝer istiǾmāl ü şuyūǾla ĥaķiķat-i Ǿörfiyye oldı. Luġaz, aśıl luġatde śıçan
delügine dirler nāfiķa vü fāśia arasında śaġlu śollu, egri bügri ider. Śoŋra naķl
olındı şol söze ki anda remz u işāret ola bir müsemmāya ‘alāmetlerini ve lazımlarını
Ǿadd itmekle gerekse ol Ǿalāmetler ismüŋ olsun gerekse müsemmānuŋ olsun.
İsmüŋ olanuŋ miŝāli ŧurna adlu ķuşuŋ işāretünde ki külenk(?) dirler.

Ol ne ķuşdur kim kesicek başunı aķsaķ olur
Ayaġın kesseŋ gelin bigi saŋa ķırnaķ olur
Müsemmānuŋ ola nöker miŝāli:
Nedir ol kim anuŋdur rengi ķara,
Teni başdan başa hep pāre pāre
Ayaġından asaķormışlar anı
El ursaŋ saçılur üstüŋe ķanı
Niçe luġaz var ki bu vechile daħı muǾammādur.
Meŝelā:
Śulŧān Bāyezīd isminde ķāide-i iştiķāķ üzerine binā idüp:
1 (تا سليمان كفت حب بى بحر اوشد جوكنو ن
مراد ھست برحال زياده شاه عادل با

Süleymān’uŋ baĥri ki يم) yem) lafžı da, جو olsa; (ج= 3, و= 6 + 9); ki 9 (=
ط‘(dur, سلطان) Sulŧān) olur. Ziyāde lafžı ki maśdardur, anuŋ ĥāli yaǾnī mużāriǾi ki
يزيد) Yezīd)’dür. Anuŋ üzerine) با ) bā) murād olsa بايزيد) Bāyezīd) olur.
Yaĥyā adında:
(149a)
2 (چون حال حيوة دوست دارم
از عمربه كه ميكزارم
حيوة maśdarınuŋ ĥāli yaǾnī mużāriǾi Yaĥyā (يحيی ‘(dur.
Yādgār isminde:
İşbu ıśŧılāĥ üzerine binā idüben ki bir elif iki fetĥadan mürekkebdür ve bir ya
iki kesreden ve bir vav iki żammeden.
______________________________________________________ 116 Necip Fazıl DURU
3 (كه دو زير و دو زور چار حرفى ديدۀ
دو زور در د گران كار دكر مى كردند
چار ديدۀ ĥarfi ki dü-zīr ü dü-zūr, dü-zīr’den ى murāddur. Dü-zūr’dan ا
murāddur. Andan śoŋra ber dü-zūr ki elifdür. دگر lafžınuŋ içine girse يادگار) Yādgār)
olur.
Bilgil ki ekŝer muǾammā ĥisāb-ı cümel üzerine mebnīdür. Ve ĥisāb-ı cümel
oldur ki ebcedüŋ elifinden başlıyasın, birer birer arturasın. On (10)a varınca ve
ondan śoŋra onar onar arturasın. Yüze varınca ve andan śoŋra yüzer yüzer
arturasın. Biŋe varunca elif (bir), be (iki), Cim (üç), dal (dört), he (biş), vav (altı),
…ġayn (biŋ), biŋden yuķaru terkīble ĥāśıl olur. Đarb ķaśd olındıķda eķall ekŝer
üzerine muķaddem olur ve teżāmm ķaśd olındıķda ekŝer eķallüŋ üzerine
muķaddem olur. بغ 2000 (iki biŋ), غب 1002 (biŋiki), لجغمد 33044 (otuzüç bin ķırķ
dört). Miŝāl:
Ħaŧīb isminde:
4 (ھشت بھشت ونه فلك صورت خوش كه داشتند
دردل ماه چو برك كه باز دوران بروج
بھشت ھشت) heşt-behişt)’den murād: خ
.oldı خط ŧutmaġıla صورت خوش .oldı خط .murāddur ط : ten)’felek-nüh (نه فلك
ve 12 بروج) bürūc)’dan يب murād olup خطيب) Ħaŧīb) oldı.
Ġāzī isminde:
5 (اكر تو ورد بازی ھزاريك نامی
زواردات خدا زيب بی كرا ن يابی
.murāddur غا den)’1001 (ھزار يك نام
(.olur Ġāzī,غازى) .murāddur زی (زيب olmayan harfi son (dan’زيب بی كرا ن
Eger erķām-ı Hindī ve anuŋ evżāǾını ķalbile bilesin. Rind-i cihānsın, nitekim
٢ ve ٦, birbirinüŋ ķalbidür ve, ٧ ve ٨ birbirinüŋ ķalbi ve ٢٣ ve ٣٢ birbirinüŋ
ķalbidür, ٥٢٧ ve ٧٢٥ birbirinüŋ ķalbidür. Miŝāl:
Ĥüseyn isminde:
6 (تاكشت سرزلفت پيچيده بپاى دل
پيوسته سرما شد درياى تو افكند

سرزلف‘den 7 murādddur. Ve anuŋ dönmesinden ki,
كشت) döndü) lafžından müstefād oldı: 8 murāddur.
دل بپای‘den ل murāddur. (دل ,dil kelimesinin sonu)
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 117
ل‘dan سی murāddur. ( 30’dur)
ما ki ǾArabca (نحن(dür. Anuŋ سر) ser)’inden (ن (murād olup, mecmūǾ حسين
(Ĥüseyn) olur.
Reyĥān isminde:
7 (رسم دور پيريست اكنون برآ ن
كاوفتند اندر فسوس كودكان
(149b)پير‘ likden شيب murād olur ki raķam-ı Hindī’de işbu vechile vażǾ
olınur. (ش ى ب = 312). Ve anuŋ devrinden işbu śūret ĥāsıl olur ki 213 olur ve
ebced ĥisābında ĥarfleri (213=) ريج dür ve anuŋ (yani ريج‘in) resmi yaǾnī śūreti
ريح olur. Ve bu vechile ki ن آ lafžınuŋ üzerinde iǾtibār ola, ريحان) Reyĥān) olur.
Ĥüseyn isminde Türkīce:
8 (آفتاب اوزره تير زلفگ كه دور ايدوب يتور
كم كربدر كيجه اولدوغن مه تابانكده
(Āftāb üzre tīr-i zülfüŋ ki devr idüp yetür
Kim görübdür gice oldıġın meh-i tābānıŋda)
Āftābdan سين murāddur. Ve tīr-i zülf’den ٧ murāddur. Ve ol devr itmekle ٨
(yani ح ( olur. Āftāb üzerinde حسين) Ĥüseyn) oldı.
(Kāide-i Oklides hendesesinde her dāire kendi ķuŧrınuŋ 3 misli 7/1’idir.
Erbāb-ı muǾammāǾ dāireyi ķuŧra nisbet idüp ķuŧra daire alurlar; bu kısmın
orijinalini anlamakta güçlük çektiğimiz için A. Nihad Tarlan’ın özetini aldık. )
Erbāb-ı muǾammā gāh dāireyi ķuŧra nisbet idüp ķuŧrdan dāire alurlar. Nitekim,
Sulŧān Muĥammed adında:
9 (مرابالطف بی حدكرد شاھم كيسۀ احسان
كه در پرھون قطر دستش اين بى دل حرم يابد
مرا‘dan سی murāddur veya budur ki لى dür ve لى 40’dur ve 40 ميم‘dür. Ve
ميم) 40, 10, 40)= 90 dur.
90: نود‘dür.
س (60 = 4 = د ,6 = و ,50 = ن) .dür’س : نود
veya budur ki
مرا‘dan م murāddur, tesmiye ŧarīķasınca ve
.murāddur لط den‘لطف بی حد
.oldı) Sulŧān (سلطان .murāddur ان dan’كيسۀ احسان
پرحون ki Fürs luġatinde dāyire dimekdür.
ve yed ķuŧrı 14’dür. (يد = 14)
______________________________________________________ 118 Necip Fazıl DURU
dāyiresi 44 olur. Pes مد =) 40, 4 = 44) murād oldı. Ve bu dāyirenüŋ,
حرم دل بی bulunsa ( حم ,yani حرم kelimesinin dili, ortası yok.)
.olur) Muĥammed (محمد (4 =د ,م ح ,40 = م)
Muĥammed Ħān isminde:
10 (حمد بی حدكه در دائرۀ قطر يدش
باجان مصور شده محتاج عطا ھمه
.murāddur حم den’حمد بی حد
Yed ķuŧrınuŋ dāyiresinden مد murād olur.
مصور جان‘den خان murād olur. خان محمد) Muĥammed Ħān) oldı.
ǾAli Beg isminde Türkīce:
11 (ماه رخنده زلفنی گورسه ختنه مشتری
قوردی عقربك دائره سين ايده ردی دور آھويى
(Māh-ı ruħunda zülfini görse ħattına müşterī
Āhūyı ķordı Ǿaķrebüŋ dāyiresin iderdi devr)
.murāddur سی dan’ماه
ع den’سی
.murāddur ل den’زلف
.murāddur ى den’مشتری
عقرب‘den ز murāddur ki 7 dür.
7’nüŋ dāyiresi 22’dür ki cümel ĥisābınca raķamı böyledür كب ve bunuŋ
devri بگ) beg)’dür.
بگ علی) ǾAli Beg) oldı.
Ve gāh ķuŧrı dāireye nisbet idüp dāyireden ķuŧr alurlar, şöyle ki her yigirmi
ikiden yedi alurlar. Miŝāl:
(Mezīd):
12 (در دائرۀ حبيب قدش
خطی كشيده بالد قطريست
پس باسريمن ھمت اورا
در دائرۀ كشيدن اولی
حبيب دائرۀ‘den 22 murāddur. 22’nüŋ ķuŧrı 7’dür ki ز‘dür. Çünki bunı يد سر‘le
كشيدن .dür’ى ki
(150a) dāyiresinüŋ içine śoķsan, yaǾnī مد lafžınuŋ, مزيد) Mezīd) olur.
ǾAlī isminde:
13 (اى قطر دايرۀ كرم بى نھايت
آخر مرا چرا ترسانى كفايت
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 119
نھايت بى كرم‘den murād 220’dür. Ve bu dāyirenüŋ ķuŧrı 70’dür ki ع‘dur. Ve
مرا lafžından لى murāddur. على) ǾAlī) oldı.
Gāh olur ki muǾammāyı hefte günlerinüŋ ıśŧılāĥınca raķamlarına binā
iderler. İşbu vechile:
ا : Yekşenbe
ب : Düşenbe
ج : Seşenbe
د :Çahārşenbe
ھ :Pençşenbe
و :Āźīne
ز :Şenbe
Miśāl:
(İbrāhīm):
14 (چو يكشنبه دوشنبه رفتم از جا
بنام يار شد راھم بدريا
.murāddur ا den’يكشنبه
, ب den’دوشنبه
(راه‘(uŋ āħiri دريا‘ya ulaşsa ki يم‘dür. ( راھيم oldu) ابراھيم) İbrāhīm) olur.
Şeh Velī isminde:
15 (روز حجع است مرا نزد شه
عيد مؤمن كه كفت پيغمبر
جمعه) cumǾa)dan و murāddur.
مرا‘dan murād ĥadīŝ-i Resūl’e işāret eyledi ki المۇمنين عيد الجمعه ve daħı ييل yıl
dirler üçyüz altmışdur. Dirler ki raķamı, شس =) 300+60 = 360)dur. Zīrā ki yıl
oniki aydan ibāretdür ve ay otuz günden ibāretdür. Ve bu sebebden,
ماه lafžından gāh ل murād olur gāh سی) murād olur).
Miŝāl:
(Ħalīl):
16 (چو نقش سال را بر شب ببينی
دانی تونام نازنينی ھمى
.murāddur شسی den’سال
.murāddur ششصد den’شسی
.dur’خ : ششصد
شب) şeb)’den ليل) leyl) murāddur. خليل) Ħalīl) oldı.
Miŝāl-i Türkī:
______________________________________________________ 120 Necip Fazıl DURU
(Ħalīl):
17 (بد شكلك رقيبا َگه بلوددر ْگه اياز نيشه
ييل صفتلو ْگه كجه ْگه گوندوزو ْگه قيش و ياز
(Nīşe bed-şeklüŋ raķībā geh buluddur geh ayaz
Yıl śıfatlu geh gice geh gündüz ü geh ķış u yaz )
ييل) yıl)’dan شسی murāddur. Ve anuŋ śıfatı
.murāddur خ dan’ششصد ve شش
Gice’den ليل murāddur. خليل) Ħalīl) oldı.
(Süleymān):
18 (چوزلفی دارد او در ماه رسته
كه مانندش بود ھمتا ندارد
زلف) zülf)’den ل murāddur.
ماه) māh)’dan سی murāddur.
Ve zülf, māh içinde bitmekle سلی oldı.
ھمتا‘dan ند) nid) murāddur ki ǾArabīsidür. Vaķtā ki,
(ند (مانند) mānend) lafžından gitse مان ķalur. MecmūǾ سليمان) Süleymān) oldı.
(Süleymān):
19 (ھالل ابروش در بدرش دليلست
كه ماه اندر مه اورا نام كشته
ماه ki ماه içindedür ل‘dur. سى içinde ve نام lafžı dönse مان olur, mecmūǾ سليمان
(Süleymān) olur.
(Şeyh):
20 (صورت ماه ديدم و ناگاه
رخ خوب نگارم آمد ياد
.murāddur سى dan’ماه
ve śūreti شى ve خوب‘uŋ daħı خ) رخ‘dan dolayı ilk harfi alınmıştır), شيخ) Şeyħ)
oldı.
Gāh olur ki yedi seyyāre yılduzlardan birisi źikrolınur. Türkīce olsun, Pārsīce
olsun, ǾArabīce olsun. ǾArabīsinüŋ āħir ĥarfi murād olur ki taķvīm erķāmında
böyle ıśŧılāĥ olınmışdur. Ve bunuŋ üzerine ittifāķ olınmışdur. İşbu vechile:
ل : Zuĥal
ى : Müşterī
س : Şems
(150b) Zühre : ھ
د : ǾUtārid
ر : Ķamer
Bunlaruŋ Pārsīleründen daħı bu erķām ķaśd olınur.
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 121
Oniki burūcuŋ adları ǾArabīce ve Pārsīce ve Türkīce ki źikr olunur taķvīm
ıśŧılāĥında ŝebt olınan erķāmı murād olur. İşbu vechile:
Ĥamel:0, Ŝevr: ا ,Cevzā: ب ,Sereŧan: ج ,Esed: د ,Sünbüle: ھ ,Mīzān: و ,
يا :Ĥūt, ى :Delv, ط :Cedy, ح :Ķavs, ز :ǾAkreb
Miŝāl:
(Ĥamīd):
21 (ھركجا جانی كه بيند ابرو ومژگان تو
آن كمان اين تيردارد درميان می آورد
(Ķavs, قوس) murād ح dan’كمان
(Utarid (د den’تير
Ara yirlerine ki (آورد می درميان‘den dolayı) lafž-ı می gele, حميد) Ĥamīd) olur.
(Sāķī):
22 (بدان غيرت كه خورشيدسيت ياثور
َدْه و صدرا بساغر ِدْه بكن دور
خورشيد) Ħurşīd)’den س) Şems) murāddur.
ا den’ثور
ى denَ’دْه
ق dan’صد
.olur) Sāķī (ساقى mecmūǾ, olur قى ,olına devr)= ق ,ى) ده و صد
(ǾAtā):
23 (گوييا كافتاب شد فرتوت
كه زبزغاله كاوزق نكرد
Güneş Ŝevr burcında yigin sovuķ olduġına işāret eyledi. Güneşden ع
murāddur. بزغاله‘den ط murād. Ve كاو‘dan ا) elif) mecmūǾ عطا) ǾAŧā) oldı.
Ve cāǾiz ki taķvīmüŋ geru ķalan ıśŧılāĥları daħi muǾammāda istiǾmāl olına.
İşbu vechile:
ictimāǾ ve TerbīǾ, س :(تسديس) Tesdīs, ن :(قران) Ķırān, نه :(مقارنه) Muķārene
İĥtirāķ, ل :(استقبال) İstiķbāl, له :(مقابله) Muķābele, ث :(تثليث) Teŝlīŝ, ع :(تربيع و اجتماع)
Nehār, يل :(تحويل) Taĥvīl, ظر :(تناظر) Tenāžur, مجا :(مجاسده) Mücāsede, ق :(احتراق)
:(ھبوط) Hübūŧ, ف :(شرف) Şeref, نب :(ذنب) Źeneb, رس :(رأس) s’Re, ل :(ليل) Leyl, ر :(نھار)
كد :(كيد) Keyd, قه :(طريقۀ محترقه) muĥteriķa i-Ŧarīka, ط
Ve cāǾiz-i iĥtirāķ bir kevkebe mużāf źikr olına andan hem س ve hem
mużāfun-ileyh kevkebüŋ raķamı alına. Miŝāl:
______________________________________________________ 122 Necip Fazıl DURU
(Ĥüseyn):
24 (خال خضر آيت ميان ھررو ابرويت شھا
گوييا بر گبخ وصلت احتراق مشتريست
İki ebrūnuŋ birisinden ح) ķavs) murāddur ki ķavs raķamıdur.
(İki ebrunun) birisinden ن murāddur ki ķaşuŋ müşebbehün-bihlerindendür.
Ve ikisinüŋ arasında, مشترى احتراق‘den سى murād oldı. Zīra ki Müşterīnüŋ iĥtirāķı,
Güneşle bir yire cemǾ olmaķdan ibāretdür. Güneş, ħod raķamı س‘dür. Müşterīnüŋ
ى ve bunuŋ bigi laŧīf ve iǾtibārāt-ı şeref ve hubūŧ istiǾmālātından daħi vāķiǾ olur.
(حسين ,Ĥüseyn olur).
Gāh olur muǾammāyı teşbīh üzerine binā iderler. Ķad u ķāmet u serv u
sidre vü śanavber u ŧūbā vü şimşād u çenār u Ǿilm u ķalem u nīze vü ney ve bunuŋ
emŝāli nesneleri źikriderler. Ve ا) elif) ķaśd iderler. Miŝāl:
(Orūc Beg):
(151a)
25 (سروقدت ماه روياند چورويت نامھا
عكس لعلت طره خواھد مشكين نابھا
سروقد‘den ا) elif) murād,
, ر dan’ماه
روى) rūy)’dan وجه) vech) murād ki ǾArabīsidür.
نابھا dimekle āħirinde(ki) (ه (gider, ج و ķalur. MecmūǾ اوروج) Orūc) olur.
لعل) laǾl)’den لب) leb) murāddur. Teşbīh-i kināyet ŧarīķasınca ve anuŋ Ǿaksi
.dür) بل)
ve anuŋ üzerine طره) turre) baġlansa ل ,كاف) kāf) olur. MecmūǾ بكر اوروج
(Oruc Beg) oldı.
(Ķaya):
26 (كفتم ای سرو روان نام توچيست
كفت كو برتوسه چندان قامتم
قامت) ķāmet)’den ا) elif) murād,
چندان سه dimekle üç elif murād oldı. İşbu vechile ااا ve bu şekl ħod erķām-ı
Hindī aślınca 111 olur. Ve 111 raķamı cümel aślınca قيا) Kaya)’dur.
Yine ancılayın naķş-ı dehen (دھن ,(ĥoķķa-i yāķūt u dürc-i laǾl ü mülk-i
Ǿadem ü merkez-i dāyire-i āfitāb u cevher-i ferd ü noķŧa-i mevhūme vü Ǿuķde ve
bunuŋ emŝāli nesneleri źikriderler ve م ķaśd īderler. Miŝāl:
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 123
(Murād):
27 (دھن تنك ترا تنك شكر دربارست
زانك ازدار عدم بادل پردر بارست
دھن) dehen)’den م murād,
دار ki ķalb olına راد olur. MecmūǾ مراد) Murād) olur.
Ve gāh olur ki dehān ve aġız dirler, śıfır ve noķŧa ķaśd iderler. Miŝāl:
(YūşāǾ):
28 (دھنت برقدتو غنچۀ تر رست زسرو
عشوۀ بی حداكرگشت بريدش چی عجب
دھن) dehen)’den م murād ve śıfırla elif 10,
10’dan ى murād olur. (قد :1, غنجه :0 = 10 = ى (
.olur وشع (devr (döne ki عشوۀ بى حد
MecmūǾ يوشع) YūşāǾ) olur.
Ve yine ancılayın zülf źikriderler ل ve د ķaśd iderler ve gāh olur ki ج u ح vü خ
ķaśd iderler. Miŝāl:
(Ĥaydar):
29 (چون بزلفش دست زد برماه رخسارش رقيبش
داللت ميكند ای دل كه ابردار خواھد شد
زلف) zülf)’den ح murād
دست) dest)’den يد murād ki ǾArabīsidür.
ماه) māh)’dan ر murād. MecmūǾ حيدر) Ĥaydar) olur.
(Celīl/Ĥalīl/Delīl):
30 (زلف توبرشب سيه داشت چنين فضيلتی
كزمه تام ساعتی ھيچ جدا نمى شود
شب) şeb)’den ليل) leyl) murāddur ki ǾArabīsidür. Ve anuŋ üzerinde,
زلف) zülf)’den cāiz ki ج murād ola, جليل) Celīl) u خ murād ola, خليل) Ĥalīl) ola
ve د murād ola, دليل ola.
Ve gāh olur ki زلف) zülf) dirler ve س dilerler, شست) şest) vāsıŧasıyla, Miŝāl:
(Selmān):
31 (زلفين تو مھر دل من دام نرم كير
ازبھر حضور دلم آن دام قدم كير
______________________________________________________ 124 Necip Fazıl DURU
زلفين) zülfeyn)’üŋ birisinden :
birisinden, murād س :(زلف)
,ve murād ل :(زلف)
من lafžınuŋ dili yani ortası دم‘süz دام‘ı tuta yani elifi مان olur. MecmūǾ سلمان
(Selmān) olur.
Ve yine ancılayın çeşm ü nergis ü bādām u dāyire-i tūlānī emŝāli nesneleri
źikriderler ص) sad) ķaśd iderler. Miŝāl:
(Śādıķ):
32 (تيغ بھر سوى مگر ميكشى
چشم تو بر سر قصد خونست
,murād صاد den’چشم
قصد سر) kasd’ın başı)’den ق murād oldı. صادق) Śādıķ) oldu.
Ve gāh دوچشم) dü çeşm) u iki göz dirler ھ dilerler. Miŝāl:
(Hāşim):
33 (دوچشم من بنا می گشت مرسوم
كه درعالم شبھرت ھست معلوم
(151b)
,murād ھ den ‘دوچشم
نام‘dan اسم) isim) murād ki ǾArabīsidür, مرسوم) mersūm) olmaġla س ,ش oldı.
MecmūǾ ھاشم) Hāşim) oldı.
Ve yine ancılayın ķaş u ebrū vü ĥācib u kemān u ķavs u yay u hilāl u ŧāk u
miĥrāb ve bunlarun emŝāli nesneleri źikriderler ve ن) nūn) dilerler. Miŝāl:
(Tācī Beg):
34 (ابر برسرتاجی يك چشم توكويا طاق سحر
زان دو ابروى تو دل مسحور و كج رۇيا يكی
, ن dan)’ebrū (ابرو
نون‘dan حوت) Hūt) murād ve andan يا) Burçlardan) murād,
anuŋ şeklinden تا murād,
چشم سر) çeşm’in başı)’den ج murād,
گويا) كفتن‘den emr-i hazır, يا söyle) dimekle ى istifāde ilāve olundı. تاجى) Tācī)
oldı.
ابرو دو‘dan 2 kez يا murāddur. (2 kere ى = 10, ا = 1)= 11) MecmūǾ 22 olur.
22’nüŋ raķamı كب) ك = 20, ب = 2)dür ve bunuŋ ķalbi ki (دل (dil lafžından
müstefād olur; بگ) Beg), olur. MecmūǾ بگ تاجى) Tācī Beg) oldı.
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 125
Ve yine ancılayın diş u dendān u morvārīd u incü vü dürr ü silk-i dürer ü
rişte-i morvārīd ü bıçgu vü erre vü minşār ve bunuŋ emŝāli nesneleri źikriderler, س
dilerler.
(SaǾīd):
35 (حلواست لعل دوست وليكن چی فائده
دندان مابعيد بحسرت بماند أزو
دندان) dendān) ki س murāddur.
عيد lafžıyla (بعيد (cemǾ olmaġla, سعيد) SaǾīd) olur.
Ve yine ancılayın beŋ ü ħāl ü ĥabbe vü dāne vü ķaŧre vü vaĥdet u güher ü
śıfır u ħurde ve bunuŋ emŝāli nesneleri źikriderler ve noķŧa dilerler. Miŝāl:
(Şeyħ):
36 (برآفتاب رخ او سه خال ھندوديد
من افتاد مشتری بھرام باحتراق
آفتاب) Āftāb)’dan س murād,
خال سه‘den anuŋ üzerinde üç nokta murād (س‘e üç nokta ile ش olur),
,murād ى den’مشترى
بھرام‘dan خ) مريخ ( murād, mecmūǾ شيخ) Şeyħ) oldı.
Śūret ü taśĥīf miŝüllü nesneler ki źikrolına naķş u resm ü şekl ü hey’et ü
miŝāl ü Ǿalāmet ü ħayāl ve bunlaruŋ müştākātı ve edevāt-ı teşbih bigi bunlardan
noķtadan ġayrı resm-i kitābetde anuŋ miŝli ne varsa ķaśd olınmaķ cāiz. Miŝāl:
(Yūnus):
37 (بو صورت ايله سن دونوبن ماھه نظر قيل
تا بيله كه ييرك دخی شمس و قمری وار
(Bu śūret ile sen dönüben māha nažar ķıl
Ta bile ki yirüŋ daħi şems ü ķameri var)
بو‘nuŋ śūreti يو‘dur.
سن ,dönse نس olur. MecmūǾ يونس) Yūnus) olur.
Miŝāl-i diger:
(YaǾkūb):
38 (بو صورت ايچره عقل نھايتسز اولدی دنك
بدر يوزينه نه ياراشمش خطوط و رنك كاول
(Bu śuret içre Ǿaķl nihāyetsüz oldı denk
K’ol bedr yüzine ne yaraşmuş ħuŧūŧ u renk)
______________________________________________________ 126 Necip Fazıl DURU
بو‘nuŋ śūreti يو‘dur.
عقل نھايتسز) nihayetsiz Ǿaķl, yaǾnī عقل‘ın ل‘ı yok) anuŋ (بو /يو nun) içinde يعقو
(yaǾķū) oldı.
يوزى بدر) bedr yüzi)den ب murād olup يعقوب) YaǾķūb) oldı.
(Sulŧān Bāyezīd):
39 (شست زلفان برآن عذار چوآب
ھمچو ماھي برند دل بمثال
,murād س dan’شست
زلف‘üŋ birisinden (زلفان‘dan dolayı), ل murād,
birisinden ح murād,
,murād ط dan’ح
bu mecmuǾ آن lafžınuŋ üzerine سلطان) Sulŧān) olur.
ماھی‘den يا murād ve ھمچو) gibi) dilüŋle anuŋ teşbīhinden با murād,
برند lafžınuŋ miŝālinden يزيد) Yezīd) murād, mecmūǾ بايزيد سلطان) Sulŧān
Bāyezīd) oldı.
Diger:
(Sulŧān Bāyezīd):
40 (روند كوی ترا مھر و مه بھا يابند
كه تابرند مثالی زخط ريحانت
,murād س den’مھر
,murād ل den’مه
ھا‘dan پنج murād ve پنج‘den 55 murād,
(152a) ve 55’den نه murād,
,murād طا dan’نه
vaķtā ki bu طا‘ya baġlayasın ki يا‘dan حوت murāddur; zīrā ki raķam-ı
Hindīdür.
ve حوت‘uŋ murādı نون‘dur.
.dür’بايزيد miŝāli lafžınuŋ تا برند
MecmūǾ بايزيد سلطان) Sulŧān Bāyezīd) oldı.
(Ĥacı İbrāhīm):
41 (زنده را جانست دورجام بی انجام دوست
كر نبوسی راه حق يا بی تودرشكل ابيم
,murād حى den’زنده
.olur) Ĥācı (حاجى olsa) cān (جان ana) ا ج) devri جام بی انجام
راه ,ابيم şeklinüŋ içinde bulunsa ki ابيم‘dür, ابراھيم) İbrāhīm) olur. MecmūǾ حاجى
ابراھيم) Ĥācı İbrāhīm) oldı.
Miŝāl:
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 127
(Yūsuf):
42 (توكو كه پيش تو ناالن ھم شھان
برسفله تا كه پيش شه آری غريب نيست
تو‘nün misli يو‘dur.
سفله ki له‘süz ķala (سف ,(mecmūǾ, يوسف) Yūsuf) olur.
ǾAķs u dil ü ķalb u maķlūb miŝillü nesneler ki źikroluna devr u śarf u taśrīf u
گشتن) geşten), گرديدن) gerdīden) ve dönmek bigi muŧlaķā ķalb-i küll murād olur.
Miŝāl:
(Murād):
43 (دست من گررسد بدامن يار
درد دل را ھمی شدی تيمار
من دست‘den م murāddur. Ve cāiz ki lafž-ı دست‘den يد murād ola. Zīrā ki
ǾArabīsi يد‘dür.
يد) ى = 10, د = 4 = )14’dür. Ve ondört kez, ķırķ ve ķırķ (10x4 = 40); م‘dür.
.olur murād ر dan’دامن يار
درد‘den داء murād ki ǾArabīsidür. Ve anuŋ dili اد‘dur.
MecmūǾ مراد) Murād) oldı.
Diger:
(Muĥammed Paşa):
44 (بر خون دلم غمزۀ تو كفت مباحيست
ھرگوشۀ چشم تو به بسطى و صال حيست
محمد (ile/با ,م ,مبا حيست) olsa cemǾ ile) ĥā (ح (mim (م .dür’مد ki üzerinde خون دل
(Muĥammed) olur.
Çeşmüŋ her kūşesi (چشم ھرگوشۀ (yani evveli ve āħiri basŧla śalāĥiyetle olsa
paşa olur; leffü neşr-i müretteb aślı üzerine evvel kūşesi ki üçdür; basŧ olınsa ya üç
kez bir olur veya iki ile bir olur. İki ile bir murād olup ķaśd olındı (پا (ve āħir kūşesi
ki م dür. Andan يكى) 40 = م (ķaśd ve andan ا) elif) ķaśd olındı. MecmūǾ پاشا محمد
(Muĥammed Paşa) oldı.
Dimeyesin ki bu didigüŋ basŧ yolına baǾżı resāilde ŧa’n itdigüŋden śoŋra
bu arada iki yirde mürtekib olduŋ zīrā ki cevābında dirüz evvelki mürtekib
olduġımuz basŧuŋ iĥtimālātı iki śūretde münĥaśırdur, bunuŋ bigiler maŧ’ūn
degüldür. Śoŋraġı mürtekib olduġımuz basŧ ŧarīķi ile degüldür, belki şuyūǾ ve
tedāvülle mevżūǾ bigi olmışdur ve illā elif deyüp yeki ķaśd itmek ħilāf-ı aśıldur. Zīrā
ki elif yekdür, yeki degildür. Āħırındaġı yā, yāy-ı vaĥdetdür; kelimeden degildür.
______________________________________________________ 128 Necip Fazıl DURU
Lākin fużalānuŋ muǾammālarında şāyiǾ ve mütedāvil olmışdur. Elif dirler yeki
dilerler ve andan م dilerler. Meşhūr u mütedāvil olmaġla erķām-ı kevākib ve bürūc
ĥükminde oldı. Bundan aŋa ve andan buŋa intiķāl cāǾiz oldı ve źikr olınan ķalb
delilleri muŧlaķ źikrolunsa ķalb-i küll murād olur. Ķalb-i baǾż murād olunmaz.
Meger ķarīne-i sādıka ile. Miŝāl:

(Lüŧfullāh):
(152b)
45 (چون قلب بعض طفل زسنگيست سخت تر
كردم حوالتش بخدا تاكند چوموم
طفل‘uŋ ķalb-i baǾżından لطف murāddur.
.oldı) Lüŧfullāh (لطف الله .murāddur الله dan’خدا
Ķalb-i baǾżuŋ delilleri, ķarışmaķ u ķarışdurmaķ u teşvīş ü āşüfte ve bunuŋ
emŝāli nesnelerdür. Miŝāl:
(Süleymān):
46 (ھست از زلفينت آشفته ميان مردمان
اين دل سودا يی و شيدا و سرگردان من
زلفين) زلف‘(üŋ birisinden س murāddur; şast vāsıŧasıyla
ve birisinden ل murāddur.
ميان) miyān) āşüfte olmaġla يمان oldı. MecmūǾ سليمان) Süleymān) oldı.
Rūy u ser-āġāz miŝillüler źikrolına lafžuŋ evvel harfi murād olur. Ve anlaruŋ
emŝāli: Bidāyet ü fātiĥat u mebdeǾ ü mübtedā vü miftaĥ u matlaǾ u ŧāliǾ u ŧalǾat u
Ǿārıż u vech ü Ǿiźār u ħadd u farķ u tāc u efser ü külāh u tārik ü hebāk u çekād u
burķaǾ u niķāb u śadr u sīne vü girībān u dest u evc u eyvān u Ǿālī vü sāmī vü
bülend ü imām u ķuddām u fevķ ü sufār u hevā vü sāfī vü çevgān u baş u yüz ü
aġız u burun u gögüs ü yaķa ve bunuŋ emŝāli nesnelerden anlaruŋ ekŝeri žāhirdür.
Beyāna iĥtiyācı yokdur. Ammā hevā deyüp evvel diledükleri anuŋçündür ki
Ǿulvīdür ve śāfī deyüp evvel diledükleri anuŋçündür ki śāfī olan śıvıķ nesnelerden
üzerine gelür ve dürdī vü mevrid u ġalīž olan dibine çöker bu sebebden
bunlaruŋla āħir dilerler. Miŝāl:
(Hümām):
47 (دردی سركه كجا باشد چون صافئ مى
ھردورا كرچی يكی مادر و بابست نژاد
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 129
.murāddur ھ sinden’دردى ,nüŋ’سركه
مى) mey)üŋ śāfīsinden م murāddur.
مادر‘den ام) ümm) murāddur ki ǾArabīsidür. ھمام) Hümām) oldı.
Ve çevgān diyüp evvel didükleri anuŋçün ki evvel çevgān olur. El
menzilesinde ve andan ŧop ayaķ menzilesinde.
(Zülāl):
48 (چوكان زلفت كوی دل می باخت درميدان عشق
برحال سربازيست خوش آنجا حليمى وش ھزار
,murād ز den’چوگان زلف
دل كوى‘den ل murād (چوگان ilk harf كوى son harf),
حال üzerine ki سرباز ola, yaǾnī evvel ĥarfi gide, ال kala.
MecmūǾ زالل) Zülāl) olur.
BaǾżılar el ve yed ve dest diyüp evvel dilemegi ķabīĥ Ǿaddeyledi.
MaǾlūmdur ki anuŋ yed’i yoķdur bu fende zīrā ki anuŋ evvele evvele münāsebeti
hevānuŋ ve śāfīnüŋ ve çevgānuŋ münāsebetinden ednā degüldür.
Maġz u bīnī vü cān u dil ve bunuŋ miŝillü nesnelerden lafžuŋ ortası ķaśd
olınur. Eger tek ise bir ĥarf murād olur; iki ortalıķdan ve eger çift ise iki ĥarf murād
olur. Miŝāl:
(ǾAlī):
49 (دل فرعون رقيبت بدل خستۀ من
ھيچ روزی بترحم نكند يك نظری
,murād ع den’دل فرعون
خسته ki (ǾArabīsi) عليل‘dür. Anuŋ (عليل‘in) دل) dil)i, لى‘dür. على)ǾAlī) oldı.
(153a) ve cāiz ki عمر) ǾÖmer) çıķa.
لى‘den م murād ola.
روز‘dan ر ki taķvīmde نھار raķamıdur.
ve cāiz ki ع‘dan (عين :göz = م (س vāsıŧasıyla م murād ola. Nitekim bu ŧarīķi
baǾżılar muŧlaķā cāiz gördi ve خسته دل‘den ست murād ola ve andan,
و (6: sitte,ست)
ve يك) yek) lafžından Ǿaded-i ĥurūfı murād ola ki سى) 30)’dür.
MecmūǾ موسى) Mūsā) oldı.
Ve bu muǾammāda niçe dürlü tevcīhler śūret gösterür maķām-ı taǾlīmde
yoķdur kifāyet ider ve źikrolınan lafıžlaruŋ emŝāli orta murād olmaķda: Rūĥ u ķalb
ü miyān u vaśat u merkez ü şikem ü cevf u şeş u ciger ü Zühre vü nāf u tehīgāh u
kemer ü żamīr ü ser ve bunuŋ emŝāli nesnelerdür. (Son harf için kelimeler): Etek ü
dāmen ü zeyl ü ĥad ü pāy miŝüllü nesnelerden lafžuŋ āħiri ķaśd olınur. Ve
______________________________________________________ 130 Necip Fazıl DURU
bunlaruŋ emŝāli; āħir u nihāyet ü ġāyet u güneh ü Ǿāķıbet ü ħātimet ü inķırāż u
iħtitām u muħliś ü dübür ü gūn u sāķ u pāşine vü mūze vü kefş ü peykān u pāyān u
encām u sifl ü taĥt u bun u ķaǾr u tālī vü maĥmūl u meĥāk u selħ u hażīż u dürdi
ve kūy ve bunlaruŋ emŝāli nesnelerdür.
(Sulŧān Muĥammed):
50 (چون از برتخت خواستی غايت عدل
ُه چرخ برآن آيت عدل
خواند نور ن
بكشاد سروش برستايش دھن
برعرش زدى چوپايۀ رايت عدل
برتخت‘dan ǾArabīsinüŋ evveli murād ki (سرير‘in) س) si)dür.
,murād ل den’غايت عدل
,murād ط (نه ) dan)’çarħ nüh (نه چرخ
mecmūǾ آن lafžınuŋ üzerinde سلطان) Sulŧān) olur.
ستايش) sitāyiş)’den حمد murād ve anuŋ üzerinde
(دھن (Aġız’dan م) üzerine yani حمد‘ın üzerine) murād oldı. محمد) Muĥammed)
oldı.
(Mürüvvet):
51 (دست من گر رسد بدامن يار
ملك بى برم من از ملكوت
من دست‘den م murād veyāħud دست‘den يد) 14, 10x4= 40) murād ve andan
çehārdeh (14) ve andan çihil (40) ve andan م ,
,murād ر dan’دامن يار
ملكوت‘den ملك gitmekle, وت ķalur. MecmūǾ مروت) Mürüvvet) oldı.
(Mevlānā / Seydī Ahmed):
52 (دست و پای اوست تاج لطف من درملك علم
آن بزرك ّيم را بی مرستايش واجبست
دست‘den يد=) 14, 10x4= 40, 40=) ve andan çehārdeh ve andan م murād
,murād و dan’پاى او
,murād ل dan’تاج لطف
من ǾArabīsi murād ki انا dür. موالنا) Mevlānā) oldı.
,murād سيد den’بزرك
را يم ,ana munżamm iǾtibār olunmaġla: مرا سيدى olur. Ve مر) mer) gitmekle
يا سيد ķalur ve andan śoŋraki ستايش‘den حمد) ĥamd) murād olur. احمد سيدى) Seydī
Aĥmed) olur.
Lafžuŋ hem evvel ĥarfin hem āħir ĥarfin almaġiçün cāme vü post lafžın
getürürler ve bunlaruŋ emŝāli ne varsa iĥātā maǾnāsına delālet ider nesnelerden
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 131
göŋlek ü ķaftān ü cübbe vü kefen ü tābūt u ġāşiye vü ķın u niyām bigi her nesne ki
ķaplayıcıdur anuŋla iki taraf bile ķaśdolınsa olur.
(Sulŧān Bāyezīd):
53 (كسی كزلطف بی پايانت يابد جامۀ احسان
ورا دل پرتمثل يا برا ررسم ھوا دارى
كسی‘den (ك:20, س:30, ى:6): نو) 56) murād ve andan س ,
,لط dan’لطف بى پايان
(Sulŧān, سلطان =) ان dan’جامۀ احسان
ورا‘nuŋ, و) vav)ı ki ٦ (6)dur; ķalb olunsa ٢ (iki) murād olur, nitekim erķām-ı
Hindī evżāǾında beyān olundı. Pes,
.oldı murād با dimekle ورا دل
پر lafžınuŋ temeŝŝülünden يز murād oldı.
MecmūǾ (يد (ile بايزيد) Bāyezīd) oldı. MecmūǾ بايزيد سلطان) Sulŧān Bāyezīd)
oldı.
(Muśŧafā):
54 (ازالطاف خدا بی پرده درتو
يكی صافيست پيوسته به بادام
الطاف‘un perdesi gitmek ile لطا kaldı;
تو ki Türkīce سن) sen) dirler. لطا bunuŋ içinde iǾtibār olunmaġla سلطان oldı.
,murād م den’يكى
صافى lafžı ki, bādāmla yani صاد başıyla ulaşa ا , ط olur. MecmūǾ مصطفى
(Muśŧafā) olur.
Kenār u kūşe vü leb miŝüllü nesnelerden lafžuŋ iki ŧarafından birisi murād
olur ya evvel ĥarfi ya āħir ĥarfi ve bunlaruŋ emŝāli: Ŧaraf u cānib ü cihet ü sūy u
nāĥiye ve bunlaruŋ bigi ŧaraf maǾnāsına delālet iden lafıžlardur.
(Seydī Ĥasan):
55 (كنم ای دل زغايت ناچيز تصورى
لب حبيب ترا كارزوست ازعدم است
تصور‘dan س murāddur. Zīrā ki Ǿilm-i manŧıkda müteǾārif ve meşhūr
olmışdur ki تصور) tasavvur) şeyǾüŋ śūreti ĥāsıl olmaķdur. Źihinde ve śūret-i şey
ħod س‘dür ki ġāyetden nāçīz ola yaǾnī āħirinden yigirmi (20) gide دى ķalur.
,murād ح den‘لب حبيب
ترا‘nuŋ تو‘sinden: سن) sen) murād ve mecmūǾ حسن سيدى) Seydī Ĥasan) oldı.
Ve eger مليح لب denilse daħı muǾammā tamām olurdı, āħiri murād olmaġla.
______________________________________________________ 132 Necip Fazıl DURU
Eger muǾammā beytinde taśġīr dinilse veyāħud taśġīr delālet ider lafıžlardan
birisi dinilse taĥķīr ve muĥaķķar bigi murād olan nesnenüŋ Pārisīde āħirinde kāf-ı
zāid getürmek gerek. Meŝelā taśġīr-i esb ve ester ve ħar dinilse esbek u ester u
ħarek dimek gerek ve ǾArabīde ħod śīġası فعيل) fuǾayl) veya فعيعل) fuǾayǾil) veya
فعيعيل) fuǾayǾīl) vezni üzerine binā olınur. Bu muħtaśarda anuŋ tafśīline meşġūl
olmaķ münāsib degüldür. Anuŋçün Pārsī taśġīrine işāret idüp kodı. Miŝāl:
(Keykubād):
56 (دور مصغر دھنت دربدل مركز لطف
خورشيد كنون نقش فنا داشته است با رخ
دھن مصغر‘den murād دھنك‘dür ve anuŋ devrinden,
.olur murād كنھد ,دھنك
لطف مركز‘dan ط murāddur. Pārsīce نه ) nüh)dür. Pes,
كنھد lafžında merkez-i lüŧf نه olur.
نون ile ھا‘nuŋ bedelinde daħı خورشيد) ħurşīd) ى‘dür. Zīrā ki güneşe ǾArabca
بوح) 16) dirler.
فنا‘nuŋ naķşı ki قيا‘dur. Bu mecmūǾı yaǾnī,
يقبا lafžına ķosalar كيقباد) Keyķubād) olur.
(Pīr Aĥmed Beg):
57 (ای خسرو جوزا مكر برجيس طبع و ماه دل
دراحدبه بچرخ ارزنی دستی مصغر ميكنى
(154a)
,murād ب dan’جوزا
,murād ى den’برجيس
ماه‘dan ر murād, mecmūǾ پير) Pīr) oldı.
دست‘den يد) 10+4) murād ve andan çehār murād (10x4= 40) ve andan çihil
murād ve andan م ki,
احدب lafžınuŋ içinde ola ب احمد olur. Ve andan śoŋra muśaġġar itmekle, احمد
بگ) Aĥmed Beg) mecmūǾ بگ احمد پير) Pīr Aĥmed Beg) oldı.

(ǾAbdulkerīm):
58 (بنده كورا برشد دست بالطاف شھی
زير پايس ھمكی مير محقر گردد
,murād عبد den’بنده
دست‘den ال) el) murād,
.dür)mīrek (ميرك :muĥaķķarı, محقر ,مير
Dönmekle (devir) كريم) Kerīm) olur. MecmūǾ عبدالكريم) ǾAbdulkerīm) oldı.

Bir lafž ki muǾammā ibāretinde vākiǾ olmışdur anuŋ mürādifini murād eyle,
gerekse kendü luġatinden gerekse ġayrı dilde meŝelā ǾArabīden ǾArabī veya Pārsī
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 133
veya Türkī; ve Pārsīden, Pārsī veya ǾArabī veya Türkī ve Türkīden yine Türkī
veya ǾArabī veya Pārsī. Miŝāl:
(Şeyħ ǾAlī):
59 (ھر چيزكه برخاست زخاك قدم تو
بر چشم مرا كحل جالی بصر آيد
چيز‘den شى murāddur ki ǾArabīsidür ve (برخاست چيزكه ibaresinden), خا
üzerinde iǾtibār olunmaġla, شيخ) Şeyħ) oldı.
چشم‘den عين murāddur ki ǾArabīsidür.
عين‘dan müsemmāsı murāddur.
مرا‘dan لى murād ve على) ǾAlī) oldı. MecmūǾ-ı muǾammā على شيخ) Şeyħ ǾAli)
oldı.
Miŝal-i āħir:
(İskender):
60 (سنك بی دل براندارد آنچه دردل دامنش
دردل مرد اين ھمه آيا تحمل چون كند
,murād سك den’سنك بی دل
ند ) :براندارد sebebiyle) üzerine getürmekle سكند olur.
مرد‘den أر) er) murād ki Türkīsidür. سكند lafžını أر lafžınuŋ içine getürmekle:
أسكندر) İskender) oldı.
(Ġāzī):
61 (تاگرد گلزار ختن خاربال باال گرفت
بلبل بآواز نوا با دل سرو بال گرفت
بلبل‘den ھزار murād ki ikisi bile ǾArabī müstaǾmel lüġatleridür.
ھزار‘dan غ) 1000) murād,
,murād أز dan)’آواز نه وا) آواز sız’واو
,murād و dan’سر و بال
و‘dan ٦ (Altı) murād,
٦ (altı)’nuŋ ķalbini ki دل) dil) dimişdi; ٢ (iki) dü murād, دو) du)’den 10 murād
ki ى‘dür.
MecmūǾ غازى) Ġāzī) oldı.
Ve cāǾiz ki yā’nuŋ taĥśīlinde dinile گرفت باال سرو yaǾnī دل lafžınuŋ başı yoķ
ŧutdı, böyleye دل lafžınuŋ ķaśdı muǾammāda daħı levāĥiķden olur.
Gāh muǾammā ibāretlerinde vākiǾ olan lafıždan ĥāśıl iste yaǾnī Ǿaded-i
ĥurūfını cemǾ idüp ĥisāb-ı cümel aślınca ĥāśıl iste ve ol ĥāśıl bundan ħālī degül ki
mühmel ola veya müstaǾmel ola. Eger müstaǾmel olacak olursa cāǾiz ki anuŋ
mürādifi murād olına. MuǾārīfden (marūfun cemǾi) yaǾnī bellü ve meşhūr ve
______________________________________________________ 134 Necip Fazıl DURU
merķūm arasında şāyiǾ olanlardan zīrā ki ġarīb olan mürādefāt iǾtibār olınmaz. Pes,
muǾārīfden burada ıśŧılāĥı degüldür. Miŝāl:
(Şākir):
62 (ای شاه مر دستكيری بناھيدم
سالم عليكم كراخر بكيری
.murāddur شا =(301): 170 (عليكم ,(131 (سالم) den’سالم عليكم
كر lafžı ki āħir ola( كراخر’den dolayı): شاكر) Şākir) olur.
(ǾÖmer):
63 (خالت اندرزير زلفت رسم تخم داميست
حاصل آن دام مرغ جان و دل بكرفتنست
(154b)
تخم‘dan (1040), غم) 1040) murād ki ĥāśıl-ı Ǿadedi سى dür.
,murād عم dan’رسم غم
دام حاصل‘dan دام) 45), مه) 45) murād ki ĥāśıl-ı Ǿadedi سى dür.
مه‘den ر murād ve عمر) ǾÖmer) oldı.
Miŝāl-i Türkīsi:
(Aydın):
64 (شول گونشدن صورت اوزره برسيه دام ايله مش
دانۀ خاليله وحشى دللری رام ايله مش
(Şol güneşden śūret üzre bir siyeh dām eylemiş
Dāne-i ħāliyle vaĥşī dilleri rām eylemiş)
صورت گونشدن) güneşden śūreti) dimekle كيش) kīş) murād oldı.
كيش‘den دين murād oldı ki ǾArabīsidür.
دام) 45)’dan مه) 45) murād oldı ki ǾArabīsidür.
مه‘den آى) Ay) murāddur ki mürādifidür.
Üzre dimekle ki bu anuŋ üzerinde iǾtibār olına آيدين) Aydın) olur.
Her Ǿadedi ki kendü nefsine đarb eyleyesin ol đarb itdigün Ǿadede cezr ve
żılǾ ve şeyǾ di. Ĥāśıl olana māl, meczūr ve murabbaǾ di.
Meŝelā: 2’yi 2’ye đarb eylesen 4 ĥāśıl olur. 2 cezr’dür; 4 meczūr’dur.
Andan śoŋra cezri meczūra đarb eylesen ĥāśıl olana kaǾb u makǾab dirler.
Sekiz bigi baǾżılar dirler ki kaǾb cezre dirler. MakǾaba nisbet ve baǾżılar
dirler ki meczūra dirler. MakǾaba nisbet andan sonra cezri makǾaba cezr eylesen
ĥāśıl olana māl-i māl dirler.
Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 135
Onaltı bigi. Andan śoŋra cezri māl-i māle đarb eylesen, ĥāśıl olana māl-i
kaǾb dirler. Otuz iki bigi. Andan śoŋra kaǾb-ı kaǾb dirler, altmışdört bigi. Andan
śoŋra māl-i kaǾb 128 bigi.
Andan śoŋra kaǾb-ı kaǾb-ı kaǾb 256 bigi.
Andan śoŋra māl-i kaǾb-ı kaǾb-ı kaǾb 512 bigi.
Andan śoŋra kaǾb-ı kaǾb-ı kaǾb-ı kaǾb 1024 bigi. Ve Ǿalā haza’l-iǾtibār.
Miŝāl:
(Ŧāhir Śafā):
65 (مال پدر چه فإده بھر در افتاده را
غايت حرص راست كم مال جھان بی كران
پدر‘den اب) eb) murāddur ve anuŋ mālinden yani meczūrundan 9 murāddur
ki طا‘dur.
Ve beher ki,
درى yani ķapusı ve evveli düşmiş olan (بھر (ھر olur. MecmūǾ, طاھر) Ŧāhir)
olur.
.murāddur ص dan’غايت حرص
.murāddur 9 dan’جھان بی كران
Ve anuŋ mālinden (9’un) 80 murāddur ki فا‘dur. MecmūǾ, صفا) Śafā) oldı.
(Ĥamīd)
66 (بر غبت وصل دلم مھى دلم بربود مھى
مكعب سرپستان مرابدست نمود
پستان سر‘dan 2 murāddur.
Ve anuŋ (2’nin) makǾabından 8 murādddur ki ح‘dur.
.murāddur م dan’مرا
دست‘den يد murāddur. = حميد) Ĥamīd) oldı.
(Eyyūb):
67 (كر ميطلی سر امانی درپاش
برپای حسيب مال مالش درپاش
.murāddur) elif (ا den’سر امانى
حبيب پاى‘den ب murāddur ki 2’dür.
Ve anuŋ (2’nin) mal-i mālinden 16 murāddur ki يو‘dur.
Vaķtā ki bu māl-i māli حبيب پاى üzerinde iǾtibār idesin: ايوب) Eyyūb) olur.
(155a)
(Yūsufī):
68 (پای او را رخ نمودم كفت وی را مال مال
تيغش آخر بھرجان ديدم گرستم زار زار
پاى رخ‘dan 2 murāddur.
______________________________________________________ 136 Necip Fazıl DURU
2’nin māl-i mālinden 16 murāddur ki يو‘dur.
.murāddur سيف den’تيغ
Vaķtā ki سيف‘in āħiri cān içün gör(ديدم بھرجان(le yaǾnī ف ortaya vara (سفى (
olur. MecmūǾ يوسفى) Yūsufī) olur.
SONUÇ
Edebî bir ürün olarak, remiz ve ima yoluyla bir isme delalet eden söz
manasına gelen muamma Arap edebiyatında ortaya çıkmış, Türkler bu türle Fars
edebiyatı aracılığıyla tanışmışlardır. İlk muamma söyleyiciler olarak zikredilen
Ahmedî ve MuǾin b. Musta XV. yüzyıl sanatçılarıdır.
Muamma kuramının Türk edebiyatında oluşmaya başlaması ve İran
Edebiyatındaki ilgili eserlerin şerhi ise XVI. yüzyıldadır.
Makaleye konu ettiğimiz Lütfullah Halîmî, Fatih Sultan Mehmed ve II.
Bayezid devri kadılarındandır. Velûd bir sanatkâr olarak, farklı alanlarda birçok
eser kaleme almıştır. Din bilgini, lugatçi olmasının yanı sıra şair ve muamma-gûy
olarak da anılmayı hak eden bir şahsiyettir.
Halîmî’nin üç kısımdan oluşan Bahru’l-Garâyib adlı eserinin ikinci
kısmında yer alan ekseriyeti Farsça, bir kısmı da Türkçe (toplam 68 tane) tertip
edilmiş muammalar gözden kaçmıştır. Görüldüğü gibi Halîmî bu eserinde, İran
kaynaklarından da istifade ederek muammanın kuramsal yapısını oluşturmakta,
konuya uygun bir veya birkaç muamma örneği vermekte ve onun nasıl
halledileceğini göstermektedir. Bu haliyle Halîmî, komple bir muamma
sanatçısıdır.
Aynı devri idrak ettiği Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid adına tertip
edilen mummaları ve altı tane Türkçe muamması ile Halîmî Türk edebiyatında
muamma-gûylar arasındaki öncelikli yerini alabilecek niteliktedir.

Lütfullah Halîmî B. Ebî Yûsuf’un Bahru’l-Garâyib Adlı Eserinde Muamma Bahsi ________ 137
KAYNAKÇA
Ahmed Cevdet Paşa, (1987), Belâgat-ı Osmâniye, İstanbul: Mimar Sinan
Üniversitesi Yay.
Âlî, (1994), Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı, (hzl. Mustafa İsen), Ankara: AKM
Yay.
Ali Ekrem, Fünûn-ı Selâse-i Edebiyye, (Basılmamış notların bir kısmı).
ARSLAN, Mehmet, (1999), “Divan Edebiyatında MuǾamma”, Osmanlı, C.9,
Ankara: Yeni Türkiye Yay.
KILIÇ, Filiz, (1994), Âşık Çelebi-Meşâirü’ş-ŞuǾara (İnceleme-Tenkitli Metin),
Ankara: Gazi Üniversitesi, SBE, (Yayınlanmamış doktora tezi).
BİLGEGİL, Kaya, (1989) Edebiyat Bilgi ve Teorileri, İstanbul: Enderun Kitabevi.
BİLKAN, Ali Fuat, (2000), Türk Edebiyatında MuǾamma, Ankara: Akçağ Yay.
Bursalı Mehmed Tahir, (1333), Osmanlı Müellifleri, C.I, İstanbul: Matbaa-i Amire.
CEYHAN, Âdem, (1997), Bedr-i Dilşâd’ın Murad-Namesi, C.II, İstanbul: MEB
Yay.
ÇELEBİOĞLU, Amil; Y. Ziya Öksüz, (1995) Türk Bilmeceler Hazinesi, İstanbul:
Kitabevi.
DİRİÖZ, Haydar, (1976), “MuǾamma”, Türk Ansiklopedisi, .CXXIV, Ankara: MEB
Yay.
DURMUŞ, İsmail, (2005), “MuǾamma”, TDV İslam Ansiklopedisi, C.XXX,
İstanbul: TDV Yay.
İPEKTEN, Haluk vd., (1988), Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü,
Ankara: KTB Yay.
EDİB, Kemal, (1949, Mart), “Fuzulî’nin MuǾamma Risalesi”, Ankara Üniversitesi
Dil ve Tarih-Coğrafya Fak. Dergisi, C.VII, S.1.
Kınalı-zâde Hasan Çelebi, (1989), Tezkiretü’ş-ŞuǾara, hzl.: İbrahim Kutluk, C.I,
Ankara: TTK Yay.
Mecdî Mehmed Efendi, (1989), Hadâikü’ş-Şakâik, hzl.: Abdülkerim Özcan, C.I,
İstanbul: Çağrı Yay.
Mehmed Süreyya, (1308), Sicill-i Osmanî, C.I, Dersaadet: Matbaa-i Amire.
MERCANLIGİL, Muharrem, (1960), Ebced Hesabı, Ankara.
______________________________________________________ 138 Necip Fazıl DURU
Müstakim-zâde Süleyman Sadeddin Efendi, (2000), Mecelletü’n-Nisâb
(Tıpkıbasım), Ankara: KB Yay.
ÖZ, Yusuf, (1996), Tarih Boyunca Farsça-Türkçe Sözlükler, Ankara: Ankara
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Basılmamış Doktora Tezi).
SARAÇ, M. A. Yekta, (1997), “Muamma ve Divan Edebiyatındaki Seyri”, İÜ
Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, C.XXVII.
__________________, (2007), Klasik Edebiyat Bilgisi Belagat, İstanbul: 3F Yay.
ŞÜKÜN, Ziya, (1984), Farsça-Türkçe Lûgat-Gencine-i Güftar, İstanbul: MEB Yay.
TARLAN, Ali Nihad, (1936), Divan Edebiyatında Muamma, İstanbul: İÜ Yay.
Taşköprî-zâde Ahmed Efendi, (1313), MevzuǾatü’l-‘Ulûm, Mütercim: Kemaleddin
Mehmed Efendi, , Dersaadet: İkdam Matbaası.
TUMAN, Nail, Tuhfe-i Nailî, C.I, Milli Eğitim Bakanlığı, Yayımlar Dairesi
Başkanlığı, Ktb. Nu: B. 870.
YAVUZ, Kemal, (1998), “Nihani’nin Sultan I. Selim Adına Yazdığı Muammalı
Kasidesi ve Çözümü”, İÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi,
C.XXVIII.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar