İRAN’DA ŞAHSİ KÜTÜPHANELERDE BULUNAN TÜRKMEN EL YAZMALARI VE TARİHÎ BELGELERİ

YILDIRIM, Z. (2016). İran’da Şahsi Kütüphanelerde Bulunan Türkmen El Yazmaları ve Tarihî Belgeleri.
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 5(3), 1135-1143
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE

İRAN’DA ŞAHSİ KÜTÜPHANELERDE BULUNAN TÜRKMEN EL
YAZMALARI VE TARİHÎ BELGELERİ
Zeynep YILDIRIM
Geliş Tarihi: Mayıs, 2016 Kabul Tarihi: Eylül, 2016
Öz
İran’da yaşayan Türkmenler geçmişten beri Arap alfabesini
kullanmaktadırlar. Bu nedenle eski dönemlerde kaleme alınan el yazmaları
sürekli okuna gelmektedir. Tarafımızdan İran’a yapılan araştırma gezisinde,
Kara Molla veya Muhammet İşan Göklen gibi yeterince tanınmayan şairlerin
bilim dünyasınca bilinmeyen yazmalarına ulaşıldı. Aynı şekilde
Mahtumkulu’nun en eski yazmalarının biri sayılan ve tahminen XIX.
yüzyılın başlarında yazılan Karabebek (Garabä:bek) nüshası da şahsi bir
kütüphanede bulundu. Mahtumkulu Divanı’nın birçok diğer nüshaları
Türkmenlerin, Horasan Türklerinin veya Kızılbaşların elinde muhafaza
edilmektedir.
Türkmen medreselerinin ve din bilginlerinin kütüphanelerinde de çok
sayıda Türkmence el yazmasına rastlandı Bu yazmalardan bazıları çok eski
tarihlidir. Örneğin Revnaku’l-İslam’ın Kesir nüshası tahminen 1805 yılında
istinsah edilen bir el yazmasıdır.
Eskiden kalan şecereler ve tarihî belgeler ise Türkmen ailesinin mirası
olarak evlerde muhafaza edilmektedir. Örneğin XIX. yüzyılda Etrek
Irmağı’nın kıyısındaki Türkmen boylarının “Öküzgerşen” adlı arazi paylaşım
belgesinin, İnçeburunlu bir aile tarafından saklanmakta olduğu tespit edildi.
Millî şuurun ve kültür mirasının geçmişten günümüze taşıyıcısı olan el
yazmaları ve tarihî belgeler toplumun belleğidir. Bu bildiride İran’da
tarafımızdan şahsi kütüphanelerde tespit edilen Türkmen Türkçesi el
yazmaları ve tarihî belgeler hakkında bilgi verilerek bu belleğe sahip çıkmak
ve koruma altına almak hususunda öneriler sunulacaktır.
Anahtar Sözcükler: Türkmen, İran, el yazması, tarihsel belgeler,
Türkmensahra.
TURKMEN MANUSCRIPTS AND HISTORICAL DOCUMENTS
FOUND IN PERSONAL LIBRARIES IN IRAN
Abstract
Turkmen who live in Iran have been using the old Arabic alphabet up to
present. This situation causes the manuscripts written in ancient times to be
read from past to present. During a research trip to Iran, the copies of the
writings of Kara Molla and Muhammet İşan Göklen, poets who are not wellstudied
by the science world were found. In addition to that, a copy of
Karabebek (Garabä:bek) which is predicted to be written in XIX. century and
considered to be one of the oldest Mahtumkuli writtings was found in a

 Arş. Gör. Dr.; Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları
Bölümü, zeynepyildirim2004@yahoo.com.

1136 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
personal library. Many other copies of Mahtumluli’s writtings are also kept
and protected by Turkmen, Khorasani Turks and Qizilbash.
Several manuscripts written in Turkmen were found in the libraries of the
religious scholars and madrasas. Some of them were very old; for example,
the copy of Kesir of Revnaku’l-Islam is predicted to be hand-written in 1805.
Documents such as family trees ect. are kept in houses as Turkmen
heritages. For example, it has been learned that a document about the borders
of a land named Öküzgerşen written in XIX is kept by a family in İnçeburun.
Manuscripts and historical documents are a part of the cultural heritage of
a society. In this paper it is aimed to protect such manuscripts and documents
written in Turkmen and found in personal libraries during our trip to Iran by
giving information about them.
Keywords: Turkmen, Iran, manuscripts, historical documents,
Turkmensahra.
Giriş
21 Aralık 1881 tarihinde İran ve Çarlık Rusya arasında Ahal Anlaşmasının imzalanması
ile Türkmenlerin yaşadıkları bölge iki ülke arasında bölünür ve Türkmenler İran ve Çarlık
Rusya’nın tebaası hâline gelirler. Devam eden süreçte Çarlık Rusya’nın yıkılmasının ardından
sosyalizm ideolojisi etrafında yenidünya ve insan modeli düşüncesi ile kurulan Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği’nin, Türkmen toprakları üzerinde sistemin gereklerini yerine getirmek
üzere baskı uygulaması, Türkmen gelenek ve görenekleri ile uyuşmayan yaşam tarzını
dayatması sonucunda Rusların baskısından kaçan Türkmenler İran ve Afganistan’a sığınırlar.
İran hükümeti, tebaası Türkmenlerin durumu ve iskânı üzerine çeşitli yaptırımlar uygular.
Pehlevi döneminde Türkmenlerin yerleşik hayata geçirilmeleri hız kazanır, Yomut ve Göklen
gibi kalabalık tayfaların bugün yaşadıkları coğrafi sınırlar içerisinde dağılımları tamamlanır.
Günümüzde İran’da Hazar Denizi’nin doğu kıyısından Horasan Eyaleti’nin içlerine kadar
Türkmenlerin Yomut ve Göklen başta olmak üzere Nohur, Mürçeli, Teke ve Salır tayfaları
yaşamaktadır (Yıldırım, 2015: 85, 87-88). İran Türkmenlerinin yoğun olarak yaşadıkları
Gülistan Eyaletindeki geniş bozkır Türkmensahra adıyla anılmaktadır.
Geçmişten günümüze Türk toprağı olan İran’ın Türkmensahra bölgesinde yaşamakta
olan Türkmenler Irak ve Afganistan’daki Türkmenler gibi Arap harfli yazı sistemini
kullanmaktadırlar. Yüzyıllar boyunca kesintiye uğramadan sürdürülen eski yazı ve imla
geleneği çok eski tarihli yazma eserlerin ve belgelerin muhafaza edilen birer materyal olmanın
ötesinde hâlen işlevini sürdüren kaynaklar olarak okunmasını sağlamaktadır. Ancak bu durum
bazen çok değerli nüshaların kıymetinin tam anlaşılamaması sebebiyle kullanım esnasında
yıpranmasına yol açmaktadır. Halkın elinde toprak mülkiyetini veya toprak dağılımı
uzlaşmalarını gösteren tarihî tapu veya belgeleri, ortak Türk edebiyatına veya Türkmen
edebiyatına ait yazmaların nüshalarını veya taş baskılarını bulmak mümkündür.

1137 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
Bu çalışmada ele alacağımız şahsi kütüphaneleri dinî medreselerin baş müderris veya
hocasına ait olan özel kütüphaneler, bu tür yazma eserlere ilgi duyan ve bunları toplayan bazı
şahısların ya da din âlimlerinin özel kütüphaneleri ve kuşaktan kuşağa kan bağı yoluyla
aktarılan o aileye ait eserler veya belgeler olarak sınıflandırıldı. Tarafımızdan İran’a düzenlenen
araştırma gezilerinde tespit edilen el yazmaları ve tarihî belgelerden konuyu sınırlandırabilmek
için bazı örneklere değinilmesi uygun görüldü.
1. İran’da Şahsi Kütüphanelerde Bulunan Türkmen El Yazmaları
Günümüzde Türkmensahra’da yüzden fazla dinî medrese bulunmaktadır. Bu
medreselerin birçoğunda kütüphaneler yer almaktadır. Genellikle bu kütüphanelerin herkese
açık bölümlerinin yanı sıra baş müderris veya hocaya ait değerli kitapların, el yazmalarının
muhafaza edildiği ayrı bir bölümü de bulunmaktadır. Örneğin, Türkmensahra’nın merkez şehri
Günbed-i Kavus’ta bulunan Hanefiye Mederesesi’nin kütüphanesi söz konusu şekilde iki
bölümden oluşmaktadır. Kütüphanenin Türk dünyasına ve Türkmenlere ilişkin basılı eserlerin
yer aldığı herkese açık bölümünün aynı ölçüde geniş şahsi kısmında Kazan’da, Buhara’da ve
Taşkent’te basılmış kitaplar; dinî içerikli eserler; Türkçe, özellikle Türkmence el yazmaları
bulunmaktadır. Bu medresenin büyük hocası Cebbar Ahun Niknahad; Türkmensahra’da
Sebâtü’l Âcizîn, Revnakü’l İslâm, Mahtumkulu Firakî Divanı gibi eserleri tashih eden ve
yayımlayan, çok sayıda dinî medresede okutulmakta olan kitapları hazırlayan, önemli bir
araştırmacı ve âlimdir. Ana dili sevgisi ve şahsi ilgisi dolayısıyla medresenin şahsına ait
kütüphanesinde eski kitapların nüshalarını, çok sayıda yazma ve taş basma eseri toplamıştır.
Karakçı Köyü’ndeki İrfan Abad Medresesi veya eski adıyla Karakçı Medresesi’nin
büyük hocası Abdurrahman Ahun Tengli Tana Türkmensahra’da Türkmen Türkçesi ile en fazla
sayıda eser yazan kişidir. Bazı Arapça kitaplarının dışında yayımlanan tüm dinî vaazları ve
kitapları Türkmen Türkçesi ile kaleme alınmıştır. Onun ana diline bağlılığı kütüphanesine de
yansımıştır. Türkmensahra’nın her köşesinden topladığı el yazma nüshaları, taş basma eserler
oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Kütüphanesinde 1851 tarihli bir Revnakü’l İslam nüshası ve
birkaç Sebâtü’l Âcizîn ve Mahtumkulu yazması da bulunmaktadır.
Kesir adlı köyün Rahmaniye adlı medresesinde kesin yazım tarihi bilinmeyen, ancak
üzerinde alınmış notlarda kayıtlı en eski tarihler olması sebebiyle 1800-1805 yılları civarında
yazılmış olduğu öngörülen bir Revankü’l İslam nüshası bulunmaktadır. Bu nüsha günümüze
kadar medrese öğrencileri tarafından kullanılmıştır. Çok eski dil özellikleri taşıyan eski ve bir o
kadar değerli bu nüshanın üzerinde öğrenciler tarafından düşülmüş notlar, karalamalar yer
almaktadır ve sayfaları yıpranmış durumdadır.

1138 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
Türkmensahra’da dil, kültür ve tarih üzerine araştırmalar yapan ve bu alanlara özel ilgisi
olan şahısların kütüphaneleri İran ve Türk dünyası coğrafyasının diğer noktalarından toplanmış
değerli eserler barındırmaktadır. Türkmensahra’nın en eski yayımcısı ve tanınmış şahıslarından
olan ve hâlen Günbed-i Kavus şehrinde yaşayan Murat Durdı Kadı’nın Kütüphanesi, Kelale
şehrinde yaşayan ve tüm yaşamı boyunca kendini araştırma ve değerli eserleri toplamaya
adayan Kelale şehrinin kültür babası lakabı ile tanınan Kadir Berdi Guklani’nin (Gökleni)
kütüphanesi bunlar arasında ilk akla gelenlerdir.
Sarıca Kör Köyü’nde yaşamakta olan İşan Ata Seyidi adlı şahsın kütüphanesinin ise
ilginç bir özelliği bulunmaktadır. Çok iyi bir hattat olan İşan Ata Seyidi’nin kütüphanesi bizzat
kendisinin istinsah ettiği eserlerden oluşmaktadır. Tarihî eserleri, çağdaş Türkmen şair ve
yazarlarının eserlerini, hatta İran’da yaşayan diğer şairlerin eserlerini bir nüshası kendilerine
hediye edilmek üzere eliyle yazıp mecmua haline getirmektedir. Merhum olan Gökçe Hacı
Teceddüt Yolma adlı İran Türkmen edebiyatı şairlerinden birinin ailesinin evinde İşan Ata
Seyidi tarafından toplanılıp yazıya geçirildiği ön sayfasında beyan edilen el yazması bir divana
rastlanıldı. Bu da başta belirttiğimiz gibi tarihî el yazmalarının yanı sıra yaşayan kültürün bir
parçası olarak daha yeni tarihli hatta günümüze ait el yazmaları ile İran’da karşılaşabileceğini
göstermektedir.
Şahıs kütüphanelerinde bulunan değerli bir eser Mahtumkulu’nun divanının en eski
nüshalarının biri olan Karabebek (Garabä:bek) Torumoğlu nüshasıdır. Bu eser XVIII. yüzyılda
Mahtumkulu ile aynı devirde yaşayan biri tarafından istinsah edilmiştir. Bu yazma eser şu an
Kelale etrafında yaşayan bir ailenin elinde bulunmaktadır. Eserin haşiyeleri zedelenmiş ve
kısmen bozulmuştur. Esere ait bu nüsha kadar eski olan bir diğer nüsha sadece Londra’da
bulunmaktadır. Son derece değerli olan 186 sayfadan ve 159 şiirden oluşan bu nüsha üzerine şu
ana kadar çalışılmamış ve eser yayımlanmamıştır.
Önemli bir diğer el yazması Türkmenistan’ın şimdiki Balkan vilayetinin Esenkulu
etrafındaki bir köyünde doğan ve 1838 yılında İran’dan kaçıp Türkmensahra’nın Kelabad
Köyü’nde 84 yaşında vefat eden Kara Molla’ya (1867-1951) aittir. Bütün yaşamını medresede
ders anlatarak, şiir yazarak geçirmiştir. Üstadı Balkan vilayetinin tanınmış hocası Kara Ahund
İşan’dır. Kendi eliyle kaleme aldığı divanında yer alan şiirler Çağatay Türkçesinin özelliklerini
göstermektedir (Nurbadov, 1997: 35-38). İran’da bulunan divanının nüshaları ailesi tarafından
saklanmaktadır. Eser üzerine yalnızca Türkmenistanlı araştırmacı Kasım Nurbadov’un
şiirlerinden bazı örneklere yer verdiği bir tanıtma yazısı yayımlamıştır.
Muhammet İşan Göklen, 1853 yılında Araz Muhammed Ahun’un oğlu olarak
Türkmenistan’ın Çendir bölgesinde dünyaya gelmiştir. Babası Araz Muhammed Ahun

1139 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
Ruslardan kaçarak İran’a yerleşmiş, Muhammet İşan Göklen de bu topraklarda büyümüştür.
Muhammet İşan Göklen Çağatay Türkçesi etkili, aruz vezni ile yazdığı şiirlerinde genellikle
dinî, didaktik konuları işlemiştir. 1944 yılında Ruslar İran’a girmişler, geri çekilirken bölgede
bulunan, genellikle, Ruslardan kaçarak İran’a sığınan nüfuzlu kişileri de yanlarında
götürmüşlerdir. Bunların arasında daha sonra Rus hapishanesinde vefat eden Muhammet İşan
Göklen de bulunmaktadır. Türkmenistanlı Abdurrahman Saparov, İran’da bulunan iyi bir
nüshayı ödünç alarak geri iade etmemiş ve bu nüshayı Türkmenistan El Yazmaları Enstitüsü’ne
vermiştir. Bu nüsha üzerine Türkmenistan’da bir tez hazırlanmıştır (Nubadov, 1997: 7). İran’da
ise Bay Muhammet Kılıci eserin tüm yazmalarını bir araya getirerek Muhammed İşânıŋ Divânı
adıyla 2011 yılında yayımlamıştır.
2. İran’da Şahsi Kütüphanelerde Bulunan Türkmen Tarihî Belgeleri
Türkmenler 1925 yılında Rıza Şah’ın Tahtakapı siyaseti kapsamında büyük oranda
konargöçerlikten yerleşik yaşama geçtiler. Ancak konargöçer hayata dair geleneklerini uzun
yıllar sürdürmeye devam ettiler. Bu geleneklerden biri konargöçer halkın toprağa değil boy
mensubiyetine bağlı olarak yaşaması hususiyetidir. Türkmenler boy aidiyetlerine bağlılıkları
nedeniyle kendi boylarına ait bağları en alt katmanlarına kadar bilmekte ve yedi kuşağa kadar
atalarını tanımakta ve sayabilmektedirler. Türkmenlerin çok eskilere dayanan bu geleneği daha
sonraları şecere diye adlandırdığımız yazılı kayıtlar şeklinde muhafaza edilmeye başlanmıştır.
Türkmensahra’da bazı aile ve boyların elinde saklanan çok eski şecerelere rastlamamız
mümkündür. Örneğin, Hoca boyunun şeceresi hacimli bir tomar şeklinde Muhı Hoca Abdıcan
Ahun’un şahsi kütüphanesinde bulunmaktadır. Bu şecerenin dikkat çekici yönü Hoca boyunun
her bir kuşağının gösterildiği dikey hatta paralel şekilde o devir de yaşayan Kazak Hanlığı, Hive
Hanlığı ve İran sahasında hüküm süren hükümdarların adlarının kaydedilmiş olmasıdır.
Ata boyunun şeceresi, Tagan Niyaz Şıyh şeceresi, kendisi de ata boyuna mensup
Mahmut Atagözlü’nün kütüphanesinde yer almaktadır. Bu şecerenin önemli bir özelliği bize
Yeseviye tarikatı hakkında bilgiler vermesidir. Yeseviye tarikatını sürdüren irfan halifeleri ata
unvanıyla anılmaktadırlar. Yeseviye ataları ile şimdiki ata boyu arasındaki ilişkiyi bu şecerede
görebilmekteyiz. Örneğin bu şecerede şair Hekim Süleyman Ata Bakırganî’nin ataları ve
çocukları hakkında bilgi verilmektedir. Hekim Ata’nın dört oğlu vardır: Askar Hoca, Koçkar
Hoca, Mahmut Hoca ve Sultan Hobbî. Hekim Ata’nın hayatı hakkında çeşitli malumatlar veren
kaynaklarda da yer aldığı üzere oğlu Hobbî Hoca kaybolmuştur. Hobbî Hoca’nın babası ile
yaşadığı anlaşmazlık ve ansızın kaybolması türlü menkıbelere de konu olmuş ve Süleyman Ata
Bakırganî’nin şiirlerinde bu olay ve duyduğu üzüntü dile getirilmiştir. Türkmensahra’nın
batısında bulunan Göklen boyunun yaşadığı bölgede, Gülistan ormanlarının içinde Hobbî

1140 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
Hoca’nın ziyaretgâhı bulunmaktadır. Babası ile arasındaki anlaşmazlıktan uzaklaşmak için bu
bölgeye göç ettiği düşünülmektedir. Ata şecerelerinde baba oğul arasındaki ilişkisinin
detaylarına ilişkin bilgiler yer almaktadır (http://www.shejere.com/index.php/turkmenin-taypatireleri/2-ata).
Türkmensahra’da kitaplar ve şecerelerden sonra uzlaşmaya dayalı tapu belgeleri, önemli
şahıslara, devlet adamlarına ait mektuplar, günlükler, hatıratlar, notlar vb. belgeleri de
bulabilmekteyiz. Bu belgeler Türkmensahra’nın yakın tarihinin anlaşılmasında, İran sahası
Türkmen kültürünün araştırılmasında faydalı bilgiler sunmaktadır.
1960’lı yıllarda Türkmensahra’da araştırmalar yapan İranlı araştırmacı değerli
antrapolog ve araştırmacı Huşeng Purkerim, Etrek kıyılarında yer alan İnçeburun adlı köyde
yaptığı araştırmaları Fasılname-yi Ferheng ve Honer adlı dergide beş makaleden oluşan bir dizi
şeklinde yayımlamıştır. Bu makalelerin birincisinde Türkmenlerin arasında toprak mülkiyeti
üzerinde durmakta ve Öküzgerşen adlı bir belgeden söz etmektedir; ancak kendisi belgenin
aslını görmemiştir. Burada subaşı (mirab) tarafından sürdürülmekte olan Öküzgerşen’in eki
birkaç belge ve senedin Farsça tercümesini ve açıklamasını vermiştir. Bu belgeler bize 1800’lü
yıllarda Etrek kıyılarında konargöçer halde yaşayan Türkmenlerin tarım ile uğraştıklarını
göstermektedir. Purkerim’in yayımladığı 1819 (Kameri 1235) yılından kalan belgede Etrekli
Türkmenlerin ziraat ile uğraşmaya 150 yıl önce başladıkları bilgisi yer almaktadır.
Öküzgerşen senedinde Yomut boyunun bir alt grubu olan Akatabayların 1835 tarihinde
Hacıyar oğlu Niyazbay isimli varlıklı bir adamın liderliğinde Öküzgerşen Tepesi adı verilen
yerde Etrek Irmağı üzerine sulama amacıyla bir baraj inşa etmek için toplanmaları, Niyazbay’ın
boyların arasında yapılan oylama ile subaşı (mirab) seçilmesi, barajın inşası ve bu barajın
etrafındaki toprakların Akatabay grubunun dokuz alt grubuna paylaştırılması anlatılmaktadır
(Purkerim, 1347: 46-47). Eski Türk geleneklerine göre topraklar boya aittir. Türkmenler
konargöçer hayatta hayvanlarını otlatmak için kullandıkları otlakların paylaşımını da bu
geleneğe göre yapmaktaydılar. Tarım hayatına geçtikleri zamanda bireysel mülkiyet değil, boy
mülkiyeti esastı. Her bir Türkmen boyunun belli sınırlar içerisinde diğer boylarca da tanınan bir
arazisi vardı ve burası o boyun yurdu olarak tanımlanıyordu. Boyun her bir ferdinin kendi
boyunun yurdunda ortak ve hisseli (muşa) şekilde iyeliği bulunuyordu (Gurgani,1358: 11).
Muhammet Rıza Şah dönemine kadar uzlaşma şeklinde oluşturulan Öküzgerşen senedi
ve ekleri tapu hükmünde geçerliliğini sürdürmüştür. Ama Muhammet Rıza Şah’ın toprak-su
reformu çerçevesinde Türkmensahra’da boy mülkiyetinde bulunan tüm otlaklara ve tarım
arazilerine devlet tarafından el konulmuştur.

1141 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
Purkerim’in yayımladığı belgeler o dönemde Akbend köyünde yaşayan Nazar Mirab
oğlu Ata Nebi’nin elinde bulunmaktadır ve kendisi bu belgeleri Akbend’de köy monogrofisi ve
antropolojik araştırmalarla meşgul olan Dr. William Irons aracılığı ile inceleme olanağı
bulmuştur (1347: 55). Öküzgerşen belgesinin aslı ise İnçeburun’da subaşı (mirab) ailesi
tarafından muhafaza edilmektedir. Bu aile bir toprak davası ile ilgili olarak bu belgeyi delil
olarak Günbed-i Kavus şehrinin mahkemesine sunmuştur. Mahkeme belgenin Tükmen
Türkçesinden Farsçaya tercüme edilmesi için Cebbar Ahun’a müracaat etmiştir. Cebbar Ahun
belgeyi Farsça’ya çevirmiştir ve bu çevirinin bir suretini hâlen saklamaktadır.
Sonuç
İran’da şahsi kütüphanelerde bulunan Türkmen el yazmaları ve tarihî belgelerinin
geçmişten bugüne uzanan Türk tarihi, kültürü, edebiyatı ve diline ait birer bellek olduğu
unutulmamalıdır. Bu belleğin korunması için İran Türkmenlerinin kültürel dernekleri aracılığı
ile tespit, derleme ve dijitalleştirme faaliyetleri yürütülmesi, İran’daki üniversitelerin ilgili
birimleri ile karşılıklı iş birliği yapılması ve sağlanacak dayanışma ile bu eserlerin koruma altına
alınması gerekmektedir. Elbette bölgenin kapalı bir bölge olması sebebi ile bu faaliyetleri
yürütebilecek bölge halkından Türkmen araştırmacıların yetiştirilmesi ayrı bir önem arz
etmektedir.
Tablo1: Tespit edilen bazı eserler ve müellifleri
Tespit Edilen Eserler Eserin Müellifi Yer
Revnakü’l İslam Vefâî Rahmaniye Medresesi,
Kesir Köyü, Gülistan
Eyaleti, İran
Kara Molla Divanı Kara Molla Kelabad Köyü, Gülistan
Eyaleti, İran
Muhammet İşan Göklen Divanı Muhammet İşan Göklen Meravetepe, Gülistan
Eyaleti, İran
Hoca boyunun şeceresi Muhı Hoca Abdıcan
Ahun’un şahsi
kütüphanesi, Gülistan
Eyaleti, İran
Ata boyunun şeceresi Mahmut Atagözlü’nün
şahsi kütüphanesi
Öküzgerşen senedi Cebbar Ahun Niknahad’ın
şahsi kütüphanesi, Gülistan
Eyaleti, İran
Kaynaklar
GURGANİ, M. (1358). Mesele-yi Zemin der Sahra-yı Türkmen. Tahran, 11.
KILICİ, B. M. (2012). Muhammed İşânıŋ Divânı. Gurgan: Mahtumkulı Firaki.
NURBADOV, K. (1997). Eyran Türkmenlerinin Edebi Durmuşı. Aşakabat.
PURKERİM, H. (1347). İnçeburun (1) Fasılname-yi Ferheng ve Honer. 71, 46-47.

1142 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
YILDIRIM, Z. (2015). İran Sahası Göklen Türkmen Ağzının Alt Ağızlarının
Sınıflandırılmasında Belirleyici Fonetik Değişkenler. Modern Türklük Araştırmaları
Dergisi, 12(1), 82-103.
http://www.shejere.com/index.php/turkmenin-taypa-tireleri/2-ata (Erişim Tarihi: (05.01.2014)
Ekler
Resim 1: Mahtumkulu Divanı, Karabebek nüshası (18. yy.)
Resim 2: Öküzgerşen Belgesi - Niyaz Mirap ilavesi (1933)

1143 Zeynep YILDIRIM
______________________________________________
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 5/3 2016 s. 1135-1143, TÜRKİYE
Resim 3: Öküzgerşen Belgesi - Nazar Mirap ilavesi (03 Şubat 1943)
Resim 4: Günümüz şecere örneği (Nazberdi Göklen oğulları)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar